14 Ekim 2026 Çarşamba

SERKAN KILIÇ'TAN EDEBİYATA YENİ BİR SOLUK

Serkan Kılıç'tan Zamanın, Aşkın ve Yalnızlığın Derinliklerine Uzanan İki Güçlü Eser

Genç ve başarılı yazarın kaleminden ''Bir Yalnızlığa Sığındım'' ve''10 Saniye Erguvan'', insan ruhunun görünmeyen katmanlarını, aşkın bıraktığı izleri ve insanın kendisiyle yüzleşme cesaretini farklı anlatım biçimleriyle edebiyata taşıyor. 



Bazı yazarlar yaşananları anlatır, bazılarıysa yaşananların insanın içinde bıraktığı izleri görünür kılar. Serkan Kılıç, sözcüklerin ardındaki duyguyu yakalayan, sıradan görünen anların içindeki derinliği açığa çıkaran anlatımıyla okurunu yalnızca bir hikayenin içine değil, kendi iç dünyasının kapısına da getiriyor. Aşk, zaman, bellek, hayal kırıklığı ve yalnızlık gibi insanlık hallerini kendine özgü bir duyarlılıkla ele alan yazar, iki eserinde de okuru düşünmeye, sorgulamaya ve kendi hayatına başka bir gözle bakmaya davet ediyor.

Bir Ömür Kaç Saniyeye Sığar?

Serkan Kılıç'ın yeni eseri 10 Saniye Erguvan, zamanın ölçülebilir akışıyla, insanın iç dünyasında bıraktığı izler arasındaki çarpıcı ilişkiyi odağına alıyor. Çünkü kimi zaman birkaç saniyeye bir ömür sığar; bir karşılaşma, bir bakış ya da yarım kalmış bir cümle, insanın bütün hayatını yeniden anlamlandırmasına neden olabilir. Kılıç, eserinde tam da bu kırılgan eşikte durarak okurunu zamanın ötesinde bir yolculuğa çıkarıyor.



Bir kitapçıda başlayan karşılaşma, isimsiz bir kadın, eksik sayfalar ve geçmişten bugüne uzanan izler... Romanın dünyasında her ayrıntı, görünenin ardında başka bir anlamın saklı olabileceğini düşündürüyor. Hikaye ilerledikçe okur, yalnızca karakterlerin yaşadıklarını takip etmekle kalmıyor; belleğin nasıl çalıştığını, geçmişin bugünü nasıl biçimlendirdiğini ve bazı karşılaşmaların neden yıllar sonra bile etkisini koruduğunu da sorguluyor. 

10 Saniye Erguvan'ın dikkat çeken yanı, şiirsel anlatımını düşünsel bir derinlikle buluşturması. Yazar, duyguyu yalnızca anlatmakla yetinmeyen; onu zaman, hatıra ve insanın varoluşuyla ilişkilendiren bir dil kuruyor. Okuru hazır cevaplara yönlendirmek yerine ayrıntıların, çağrışımların ve soruların izini sürmeye bırakıyor. Böylece eser, okunduktan sonra da zihinde ve duygularda devam eden bir yolculuğa dönüşüyor.

Kırgınlığın ve Hayal Kırıklığının Sığınağıdır Yalnızlık

Yazarın ilk eseri Bir Yalnızlığa Sığındım ise insan ilişkilerinin daha kırılgan, daha sessiz ve çoğu zaman dile getirilmeyen tarafına yöneliyor. Aşkın içinde saklı beklentiler, güvenin zedelenmesi, duygular arasındaki eşitsizlik ve insanın karşısındakini tanıdığını sanırken kendisiyle yüzleşmek zorunda kalması, eserin düşünsel eksenini oluşturuyor.



Kısa, çarpıcı ve düşündürücü ifadelerle ilerleyen kitap, insanların söyledikleriyle hissettikleri, gösterdikleriyle gerçekte oldukları arasındaki mesafeyi sorguluyor. Kılıç, insan ilişkilerindeki çelişkileri süslemeden, okurun aşina olduğu duygulara doğrudan dokunan bir anlatımla ele alıyor. Bazen tek bir cümlenin açabileceği düşünce alanı, uzun bir anlatının etkisine ulaşabiliyor. Yazarın sözcükleri seçme ve duyguyu yoğunlaştırma biçimi, eserin en belirgin özelliklerinden biri olarak öne çıkıyor. 

Kitabın merkezindeki yalnızlık, yalnızca çevrede kimsenin bulunmaması anlamına gelmiyor. Aksine, insanın kalabalıkların içinde anlaşılmadığını hissetmesi, verdiği duygusal karşılığın karşısında aynı samimiyeti bulmaması ve sonunda kendini korumak için kendi içine çekilmesiyle biçimleniyor. Bir Yalnızlığa Sığındım, bu yönüyle yalnızlığı bir eksiklikten çok, kırılmış bir ruhun kendine açtığı alan olarak düşündürüyor. 

Serkan Kılıç, kısa ifadelerin taşıdığı yoğunluğu kullanarak okurun kendi deneyimleriyle metin arasında bağ kurmasını sağlıyor. Herkesin farklı bir karşılık bulabileceği bu anlatım, eseri yalnızca aşk ve hayal kırıklığı üzerine bir kitap olmaktan çıkarıp insanın kendisine, seçimlerine ve ilişkilerine yeniden bakabileceği bir düşünce alanına dönüştürüyor. 

İki eser, aynı derinlik: İnsanın kendine yolculuğu

10 Saniye Erguvan ve Bir Yalnızlığa Sığındım kitaplarını birbirine yaklaştıran temel unsur, Serkan Kılıç'ın insan ruhuna yönelttiği dikkatli bakış. 

İlk kitabı Bir Yalnızlığa Sığındım'da insanın yaşadığı duygusal kırılmaların onu nasıl kendine döndürdüğü üzerinde duruyor. İkinci kitabı olan 10 Saniye Erguvan'da ise bir anın nasıl olup da bir ömrün anlamını değiştirebildiğini sorguluyor. Birinde zamanın ve hatıraların izleri, diğerinde aşkın ve hayal kırıklıklarının etkisi öne çıkıyor. Her iki eserde de asıl mesele, yaşanan olaylardan çok, bu olayların insanın içinde neye dönüştüğü. 

Kılıç'ın kalemini güçlü kılan bu ortak damar, duyguyu yalnızca ifade etmekle kalmayıp onun ardındaki düşünceyi açığa çıkarma çabası. Şiirselliği sorgulayıcı bir anlatımla buluşturan yazar, okuruna ne hissetmesi ya da ne düşünmesi gerektiğini söylemiyor; bunun yerine kendi cevaplarını bulabileceği bir alan açıyor. Dili yer yer lirik, yaklaşımı düşündürücü, insan ilişkilerine bakışı ise sorgulamaya dayalı bir çizgide ilerliyor.

Aşkın insanı nasıl değiştirdiği, bir karşılaşmanın neden unutulmadığı, güvenin hangi noktada kırıldığı ve yalnızlığın ne zaman bir kaçıştan kendine dönüşe evrildiği...Bu sorular, iki eserin sayfalarında farklı biçimlerde karşılık buluyor. Serkan Kılıç, böylece birbirini tamamlayan iki ayrı pencereden insanın iç dünyasına bakıyor. 

Çünkü bazı kitaplar bittiğinde kapanır; bazılarıysa okurun zihninde yeni sorularla yaşamaya devam eder. Kılıç'ın bu iki eseri tam da bu alanın kapısını aralıyor. İnsanın kendisini, sevdiklerini ve hayatın içinde bıraktığı izleri yeniden düşünmeye başladığı o sessiz, kişisel yolculuğun.

12 Ocak 2026 Pazartesi

''İKİ YILDIZIN ALTINDA'' YILDIZ GÖNEN KİŞİSEL RESİM SERGİSİ AÇILDI

RESSAM YILDIZ GÖNEN KİŞİSEL RESİM SERGİSİ GÖRKEMLİ BİR AÇILIŞLA SANATSEVERLERLE BULUŞTU

''İKİ YILDIZIN ALTINDA: BENLİĞİN BÜTÜNLÜĞÜ'' sergisi Kent Sanat Galerisi ev sahipliğinde görkemli bir açılışla sanatseverlerle buluştu.


Funda Tümer'in küratörlüğünde  hayata geçirilen serginin açılışı, kalabalık bir davetli topluluğunun katılımıyla gerçekleşti. Açılışta iş, sanat ve kültür dünyasından birçok isim yer aldı. 



Sergi, gerek içeriği gerekse samimi atmosferiyle davetlilerden tam not alırken, açılış gününde çok sayıda eserin satılması da ilginin yoğunluğunu gözler önüne serdi.




Konukları ile bizzat ilgilenen Gönen, sergiye büyük ilgi gösteren Yüce Koleji öğrencilerine ayrı bir önem göstermesiyle dikkat çekti. 


Resim sanatının yanı sıra şair ve besteci kimliğiyle de tanınan Yıldız Gönen, 25 yıllık çok yönlü sanat anlayışını bu sergide güçlü bir kavramsal çerçeveyle izleyiciye sunuyor.

Sergi, insanın içsel karanlığı ile dışa yansıyan ışığını, yıldız metaforu üzerinden ele alan çağdaş ve şiirsel bir anlatı sunuyor. Serginin küratörlüğünü üstlenen Funda Tümer, yapımcı, yönetmen, senarist ve ressam olarak medya ve sanat dünyasında çok yönlü üretimleriyle tanınan bir isim. Tümer'in küratöryel yaklaşımı, serginin kavramsal derinliğini güçlendirirken, eserlerle mekan arasında güçlü bir bağ kurulmasını sağlıyor. 

Yıldız Gönen ve Funda Tümer'in sanatsal iş birliğiyle hayata geçirilen sergi, ziyaretçiler tarafından takdirle karşılandı. Sergiyi gezen sanatseverler, yalnızca eserlere bakmakla kalmayıp; kendi iç dünyalarına dönerek, özgürlük ve benlik kavramlarını yeniden düşünme fırsatı buldu.


Sıcak atmosferiyle dikkat çeken Kent Sanat Galerisi, sergiye ev sahipliği yaparak ziyaretçilerden tam not aldı. Galeri, hem sanatçının anlatım dilini destekleyen yapısı hem de samimi ortamıyla sanatseverlerin beğenisini kazanırken, kültür-sanat dünyasındaki yerini bir kez daha pekiştirdi.

''İki Yıldızın Altında: Benliğin Bütünlüğü'' sergisi izleyiciyi içsel bir yolculuğa davet eden, ışık ve gölgeyi aynı anda görmeye çağıran anlatısıyla, 22 Ocak 2026 tarihine kadar izlenebilecek.

2 Ocak 2026 Cuma

''İKİ YILDIZIN ALTINDA: BENLİĞİN BÜTÜNLÜĞÜ'' RESİM SERGİSİ SANATSEVERLER İLE BULUŞUYOR

 ''İKİ YILDIZIN ALTINDA: BENLİĞİN BÜTÜNLÜĞÜ'' Kent Sanat Galerisi'nde Sanatseverler ile Buluşmaya Hazırlanıyor


Sanatçı Yıldız Gönen'in 25 yıllık sanatsal birikiminden oluşan özel bir seçkiyi bir araya getiren resim sergisi ''İki Yıldızın Altında: Benliğin Bütünlüğü'', 10 Ocak 2026 tarihinde yapımcı, yönetmen ve sanatçı Funda Tümer küratörlüğü ve Kent Sanat Galerisi ev sahipliğinde sanatseverlerle buluşuyor. 

Sergi, insanın iç ve dış dünyası, gölge ve ışık, özgürlük ve baskı arasındaki ilişkiyi merkezine alan çağdaş bir anlatı sunuyor. 

Serginin küratörü Funda Tümer, iki yıldız metaforu üzerinden bireyin içsel karanlığı ile dış dünyaya yansıttığı aydınlık yüzün aynı anlatı düzleminde bir araya getirildiğini belirtiyor. Sergide yer alan yıldız figürü benliğin iki yönünü simgelerken; kuş tüyleri, kelebekler ve beş yaprak gibi semboller özgürlük, dönüşüm, sevgi, güven ve aidiyet gibi temel insani kavramlara işaret ediyor. Tümer'e göre sergi, ışık ve karanlığın birbirini dışlamadan bir arada var olabileceği bir denge alanı sunuyor.

Minimal ve modern bir estetik anlayışla üretilen eserler, izleyiciyi yalnızca görsel bir deneyime değil, aynı zamanda içsel bir yüzleşmeye davet ediyor. Sergi, kişinin kendi karanlığıyla yüzleşmeden içindeki ışığı tam anlamıyla göremeyeceği düşüncesini merkeze alarak benliğin bütünlüğüne giden içsel bir yolculuğu görünür kılıyor.



Sanatçı Yıldız Gönen, üretim sürecine ilişkin olarak, ''Resimlerimde iki yıldız vardır; biri iç dünyamı, diğeri dışa yansıttığım yüzü temsil eder. Karanlık yanımla barışamadığım sürece ışığımı tam olarak göremeyeceğimi fark ettim'' ifadelerini kullanıyor. Gönen'in eserlerinde kelebeklerin içinde gizlenen kadın figürleri özgürlüğün dönüşümle ilişkisini anlatırken, kuş tüyleri hafifliği ve umudu, beş yaprak ise sevgi, güven, özgürlük ve başarı gibi temel insani değerleri simgeliyor.

''İki Yıldızın Altında: Benliğin Bütünlüğü'', çağdaş resim diliyle bireyin içsel yolculuğunu görünür kılan, izleyiciyi gölgesiyle yüzleşmeye ve kendi iç dengesini yeniden düşünmeye davet eden bir sergi olarak öne çıkıyor.






22 Kasım 2024 Cuma

TARİHİN SIFIR NOKTASI'NA BÜYÜK İLGİ

 GÖBEKLİTEPE ZİYARETÇİ AKININA UĞRADI

''Tarihin sıfır noktası'' olarak bilinen Göbeklitepe 10 ayda 600 bin ziyaretçi ağırladı. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Göbeklitepe'ye  geçen yıla oranla 2024 Ocak-Ekim ayları arasında ziyaretçi sayısı yüzde 50 oranında arttı.


Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, ülkemizde ki kültür turizminin en önemli destinasyonlarından birisinin Göbeklitepe olduğunu belirtti. Yazgı, Göbeklite'de tanıtım stratejisiyle birlikte 2024 yılının ilk on ayında 600 bin ziyaretçiye ulaşıldığını ve bu rakamın 2025 yılında daha artacağını öngördüklerini sözlerine ekledi. 

Bilim insanları ise Göbeklitepe'yi gördüklerinde fotoğraflardan çok daha etkileyici olduğunu belirtirken, hayranlıklarını dile getirdiler. 

Göbeklitepe insanoğlunun en büyük adımlarından biri olan Neolitik Devrim'e dair yerleşik bilgileri sarsacak ipuçları da barındırıyor.


Güney Doğu Anadolu Bölgesi'nde Şanlıurfa ilinin 18 km. kuzeydoğusunda yer alan Göbeklitepe, yeryüzündeki ilk inanç merkezi olarak nitelendirilmektedir. Prof. Dr. Schmidt'e göre yerleşik hayata geçişin tarih kitaplarında yazanın aksine çiftçilik ve hayvancılıkla değil, dini merkezlerde sürekli bir araya gelmelerinin sonucunda olduğudur.  Tarihin sıfır noktası olan Göbeklitepe'de ki tapınaklarda bunun bir göstergesi olarak düşünülmektedir. Şu ana kadar 6 adet tapınak gün ışığına çıkarılmıştır. 



TARİHİN EN ESKİ ALFABESİ BULUNDU

Bilim İnsanlarından Büyük Keşif


Bilim insanları, tarihin bilinen en eski alfabesini buldu. 

Suriye'nin eski kent merkezlerinden  Umm-el Marra'da  ki antik mezarlarda yaptıkları kazılar sonucunda üzerinde kazılı yazılar bulunan parmak uzunluğunda dört adet kil silindir bulundu.

Johns Hopkins Üniversitesi'nde arkeoloji profesörü olarak görev yapan ve araştırma ekibinde yer alan Glenn Schwartz, radyokarbon tarihleme yöntemiyle tarih tespiti doğrulanan yazıların, M.Ö. 2400'lü yıllara ait olduğunu belirtti.

Schwartz, bu yazıların bilinen diğer alfabetik sistemlerden yaklaşık 500 yıl daha eski olduğunu ortaya koyduklarını, keşfedilen silindirlerin üzerindeki yazıların mezardan çıkarılan nesnelerin nereden geldiğine ve kime ait olduğuna ilişkin bilgileri aydınlatacak nitelikte olduğunu belirtti. 

Ekip bu keşfin, alfabenin M.Ö. 1900'den sonra Mısır ve çevresinde icat edildiğine yönelik inanışları değiştireceğini belirtti.

Erken Tunç Çağı'na dayanan mezarlarda, altın ve gümüş takılar, pişirme kapları, mızrak ucu, çömlek ve iskeletler de bulundu.

2 Haziran 2024 Pazar

''İMGESEL'' SERGİSİ KAPILARINI AÇTI

 ''İMGESEL'' GÖRSEL SANATLAR SERGİSİ SANATSEVERLER İLE BULUŞTU

Fine Art Sanat Birliği tarafından düzenlenen ''İMGESEL'' sergisi 01 Haziran tarihinde görkemli bir açılış ile sanatseverlerle buluştu.


Küratörlüğünü Fine Art Sanat Birliği'nin kurucusu Yapımcı-Yönetmen ve Ressam Funda Tümer'in gerçekleştirdiği sergide; Banu Davun, Demet Çavuşgil,  Ersoy Yılmaz, Funda Tümer, Gülnur Günakan, Hatice Dinç, Nuran Özşen, Nurgül Baş Kılıç, Seray Akın, Tacettin Hazar, Yıldız Gönen ve Yasemin Bider'den oluşan 12 kişilik dev bir sanatçı kadrosu yer almakta.

Funda Tümer'in 33. sanat projesi olan ''İmgesel'' sergisinin ''Onur Sanatçısı'' ünvanını ise Ressam Yasemin Bider taşımakta.


7 aylık çalışma sürecinde tamamlanan sergide, resim, seramik ve tekstil tasarım kategorilerinde  45 eserden oluşan özel bir koleksiyon sergilenmekte. Serginin baş yapıtı ise Yasemin Bider imzası taşıyan ''Denizin Kadınları'' tablosu.



Serginin açılışını Funda Tümer ve uluslararası sinema sektörünün önemli yapımcılarından Imanuel Moradiyan birlikte gerçekleştirdi. 



Sanatçılara teşekkür belgeleri Imanuel Moradiyan tarafından takdim edildi.





Başta sanat camiası olmak üzere, iş dünyası ve medyadan birçok konuğun katılımı ile gerçekleşen açılışta eserler ve sanatçılar büyük ilgi gördü.

Ankara'nın köklü galerilerinden biri olan Cengiz Saçak'ın kurucusu olduğu Akdora Art Gallery ev sahipliğinde gerçekleşen sergi 12 Haziran tarihine kadar izlenebilecek. 

26 Mayıs 2024 Pazar

''İMGESEL'' SERGİSİ İZLEYİCİ İLE BULUŞMAYA HAZIRLANIYOR

''İMGESEL'' KONSEPT PROJE SERGİSİ SANATSEVERLER İLE BULUŞUYOR


Fine Art Sanat Birliği tarafından düzenlenen ''İMGESEL'' adını taşıyan sergi 7 ay süren hazırlık sonrası 01 Haziran 2024 tarihinde görkemli bir açılışla izleyici ile buluşacak.

Küratörlüğünü Funda Tümer'in üstlendiği sergide; Banu Davun, Demet Çavuşgil, Ersoy Yılmaz, Funda Tümer, Gülnur Günakan, Hatice Dinç, Nuran Özşen, Nurgül Baş Kılıç, Seray Akın, Tacettin Hazar, Yıldız Gönen ve Yasemin Bider'den oluşan 12 kişilik dev bir sanatçı ekibi yer alacak.

Funda Tümer'in 33. sanat projesi olan ''İmgesel Görsel Sanatlar Sergisi''nin Onur Sanatçısı ünvanını ise ''Ressam Yasemin Bider'' taşımakta.

7 aylık hazırlık sürecinde tamamlanan sergide; resim, seramik ve tekstil tasarım kategorilerinde her sanatçının 35*35 cm. ölçülerinde hazırladığı ve toplam 42 eserden oluşan özel bir koleksiyon sergilenecek.

Ankara'nın köklü galerilerinden biri olan Cengiz Saçak'ın kurucusu olduğu Akdora Art Gallery ev sahipliğinde gerçekleşecek olan sergi 12 Haziran 2024 tarihine kadar izlenebilecek. 


29 Ocak 2024 Pazartesi

SANAT DÜNYASININ 2 DEV İSMİ ''YAN YANA'' SERGİSİNDE BULUŞTU

 60 YILLIK DOSTLUK AYNI SERGİDE BİR ARADA


Mimar&Müzisyen&Ressam Erol Evgin ve Devlet Güzel Sanatlar Akademisi (Mimar Sinan Üniversitesi) eğitim yıllarından hocası ressam Devrim Erbil ''Yan Yana'' isimli resim sergisinde bir araya geldi.


Yıllardır devam eden dostluklarını, Ankara Galeri Soyut'ta açtıkları resim sergisi ile taçlandıran sanat dünyasının 2 dev ismi sanatseverlere eşsiz bir görsel zenginlik sundu. Ankara'lı sanatseverlerin ilgi gösterdiği sergide eserler büyük övgü topladı.


Açılış öncesi basın mensuplarının sorularını cevaplayan Evgin ve Erbil, samimi ve içten cevapları ile bir kez daha gönüllere dokundular. 

YAŞAYAN BİR EFSANE

Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülü sahibi ressam Devrim Erbil, resim eğitiminde hoca öğrenci ilişkisinin önemine işaret ederek, ''Biz hayatı paylaştık, bizim için sanat dostları diyelim. Bugün bu sergide buluştuk, ileri de bir resmi birlikte yapabiliriz'' dedi. Erol Evgin ise hocası ve dostu için ''Yaşayan bir efsane'' ifadesini kullandı.

Sanat dalları arasındaki paralelliğe dikkat çeken Evgin, müzikle yolunu, mimarlıktan müziğe düşünsel çizgiler çekerek bulduğunu belirtti. 

Mimar olmasının resimlerinde de büyük etkisi olduğunu vurgulayan Evgin, Napolyon'un dünyanın merkezi saydığı, 3 imparatorluğa başkentlik yapmış ve birçok tarihi esere sahip olan İstanbul'un kendisini her zaman çok etkilediğini ve resmetmekten büyük bir heyecan duyduğunu vurguladı. Resimlerinde ekspresyonist bir tavır sergilediğini ve bu tarzın zaman içerisinde kendiliğinden oluştuğunu belirtti.

HOCAMA ŞARKI SÖYLETMEK İSTİYORUM

Erbil, bütün sanat dallarının ortak bir yanı olduğunu ve insana erişebilmesi gerektiğini belirterek ''Benim Erol'un müziğinde hissettiğim budur. İnsanın hiç fark etmeden kalbine giriyor'' dedi.

Erol Evgin'de ''Bir konserimde sahneye çağırıp, hocama şarkı söyletmek istiyorum'' diyerek ''Önde zeytin ağaçları arkasında yar'' sözleri ile basın söyleşisini tamamladı.

Küratörlüğünü sanat yazarı İbrahim Karaoğlu'nun yaptığı ve sanat dünyasının 2 dev ismini buluşturduğu ''Yan Yana'' isimli resim sergisi 16 Mart 2024 tarihine kadar ev sahipliğini üstlenen Galeri Soyut'ta izlenebilecek.

Haber: Funda Tümer





22 Ağustos 2023 Salı

SERAMİK SANATINDA FARK YARATAN SANATÇI ''ERSOY YILMAZ''

SERAMİK SANATINA FARKLI BİR BAKIŞ 
ERSOY YILMAZ


Ersoy Yılmaz; 21. yüzyıl ''Seramik Sanatı''nda seramik yüzeyde resimsel anlatımlar denildiğinde günümüz sanatçıları içerisinde çok önemli bir yere sahiptir.

Sanatçının seramik yüzey malzemesi, tabaklar ve karolardır. Ateşe dayanıklı pigmentleri tuvaline taşırken kullandığı boy boy sulu boya fırçalarıysa en büyük yardımcılarıdır.


Yılmaz, ressamca dürtülerini seramik yüzeye aktarır.  Bu bağlam, seramik kaplarında çalkantılı iç dünyasını ve yaşadığı toplumun hallerini yansıtan İngiliz sanatçı Grayson Perry'i ve onun böylesi eserleriyle 2003 yılında ''Turner Ödülü''ne değer görülüşünü hatıra getirir. Perry'nin post-modern yakıştırması yapılan vazoları ve küpleri, seramik sanatına dair önyargıların kırılmasına yardım ederken resim-seramik birlikteliğinin çekiciliğine de işaret eder. Fakat Yılmaz'ın eserlerinin hatırlattığı esas bağlam çiniciliktir.


Zirve noktası 16. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenen İznik üretimlerinin oluşturduğu Türk çiniciliği; temiz, beyaz yüzeyi, canlı renkleri ve duru, dingin, şeffaf sırıyla o dönemin teknolojisi açısından gıpta edilen meşhur Çin porselenini başarıyla taklit edebilen tabaklar, kaseler, sürahiler, karolar ortaya çıkarmıştır. Günümüzde Kütahya merkezli devam eden bu sanat bağlamında, ''sır-altı'' denilen teknikten söz edilir. Yılmaz'ın imgeleri de İznikli ataları ya da Kütahyalı akrabaları gibi ''sır'' denilen ince, camsı tabakanın altındadır.

Sanatçının 2013'te İtalyan küratör Andelinda Allegretti ile tanışmasıyla yeni bir yola giren kariyeri; esasen, Allegretti'nin belirlediği temalar üzerinden şekillenmiştir. Bu doğrultuda Yılmaz'ın eserlerinde en çok Ornella Muti, Alain Delon, Gracy Kelly ya da Claudia Cardinale gibi 60'lı, 70'li yıllar sinema dünyasının yıldız simaları ile karşılaşılır.


Elindeki ince belli bir cam bardağıyla Delon ya da süslü yelpazesiyle Cardinale, herhangi bir toplumsal ve politik bir içeriğe gönderme yapmadan, şeffaf sırın ardından öylece bakar. Bu kayıtsız duruş/bakış, belki de Yılmaz'ın elde etmek istediği şeyin ta kendisidir. İnsanın güzelliği ve derinliği, kadim bir sanat tekniğiyle öylece izleyiciye sunulur ve anlam çağrışımları için sonsuz açık kapılar bırakır. Bu çağrışımlardan biri belki de nostaljidir. 


Yılmaz, izleyicisini bu gününm hızlı ve sanal dünyasına hapsolmamaya, geçmişin güzelliğinden pay almaya davet eder. Yılmaz'ın sanatı, sır altına resimlenmiş bezen, oya gibi nakşedilmiş imgelerle var olur.

Sanatçı, seramik denildiğinde akla ilk gelen tüm formlardan uzaklaşarak ve malzemeyi bambaşka bir şekilde kullanarak seramik sanatına farklı bir bakış getirir. 

Funda Tümer ''SANAT ve 21. YÜZYIL'' adlı kitabından alınmıştır. 

12 Haziran 2023 Pazartesi

''BÜYÜK DOKUNUŞLAR II'' SERGİSİ AÇILDI

 ''BÜYÜK DOKUNUŞLAR II'' GÖRSEL SANATLAR SERGİSİ AÇILDI

Fine Art Sanat Birliği tarafından ikincisi düzenlenen ''Büyük Dokunuşlar'' sergisi 10 Haziran tarihinde görkemli bir açılışla sanatseverlerle buluştu.

Küratörlüğünü Funda Tümer'in gerçekleştirdiği sergide, Banu Davun, Çiğdem Emir, Elçin Ercan Canbaz, Ersoy Yılmaz, Figen Kubatoğlu, Funda Tümer, Gönül Türker, Güneş Gönen, Gürkan Gürsoy, Levent Oğuz, Nurgül Baş Kılıç, Nurgül Eren, Sema Koç, Seray Akın, Yasemin Bider ve Yıldız Gönen'den oluşan 16 kişilik sanatçı ekibinden toplam 45 eser sergilendi.


3 aylık çalışma sürecinde tamamlanan sergide resim, minyatür, fotoğraf ve seramik kategorilerinde her sanatçı 3 eserden oluşan özel bir koleksiyon hazırladı. 

Başta sanat camiası olmak üzere, iş dünyası ve basından birçok konuğun katılımı ile gerçekleşen açılışta eserler ve sanatçılar büyük ilgi gördü.

Küratör Funda Tümer açılış konuşmasında ''Toplum olarak oldukça zorlu bir süreç geçirdik. Yaşadığımız deprem felaketi ve ardından seçim süreci ile oldukça yıprandık ve yara aldık. Acılar paylaşıldıkça azalır, güzellikler paylaşıldıkça çoğalır. Bu noktada sanatın ve sanatçıların toplum üzerinde oldukça önemli bir misyonu olduğuna inanıyorum.'' diyerek duygularını belirtti ve sanatın toplum üzerindeki önemine vurgu yaptı. 

Ankara'nın köklü galerilerinden biri olan Cengiz Saçak'ın  kurucusu olduğu Akdora Art Gallery ev sahipliğinde gerçekleşen sergi 20 Haziran tarihine kadar izlenebilecek. 


21 Mayıs 2023 Pazar

''JOHN WICK'' SERİSİ REKOR KIRDI

 ''JOHN WICK'' SERİSİ REKOR KIRDI


Başrolde ünlü ve başarılı aktör Keanu Reeves'in yer aldığı aksiyon film serisi ''John Wick'' serinin dördüncü filminin başarısıyla birlikte 1 milyon dolarlık hasılat ile rekor kırdı.

Yapımcılığını Lionsgate şirketinin üstlendiği seri, şimdiye dek elde ettiği gişe rakamlarıyla birlikte tüm seri 1 milyon dolarlık hedefi aşarak büyük bir başarıya ulaştı. 

Serinin dördüncü filmi 425,3 milyon dolarla en yüksek hasılatı yaptı.


Filmde Keanu Reeves'e Donnie Yen, Bill Skarsgard, Laurence Fishburne, Ian Mc Shane ve hayatını kaybeden Lance Reddick eşlik ediyor.

Lionsgate Motion Picture Group Başkanı Joe Drake '' Serideki birbirini izleyen her filmde kendilerini aşmayı misyon edinmiş olan Basil Iwanyk ve Erica Lee ile birlikte Keanu Reeves'in inanılmaz çalışmalarının bir kanıtıdır. Bizi bu inanılmaz başarıya ulaştırdıkları için küresel sinemaseverlere minnettarız'' dedi. 

TÜRK MÜZELERİNE BÜYÜK İLGİ

TÜRKİYE'deki MÜZELER BÜYÜK İLGİ GÖRÜYOR

Türkiye'de Kültür ve Turizm  Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü bünyesinde 212 müze ve 144 ören yeri bulunmakta.

Her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği müze ve ören yerleri, 2023 yılında 4 ayda 8 milyona yakın ziyaretçiyi ağırladı.

Türk müzecilik tarihinin geçmişinin Selçuklular zamanına dayandığı Türkiye'de başta sanat, tarih, arkeoloji ve etnografya olmak üzere farklı türlerde birçok müze bulunmakta.


Osmanlı döneminde paha biçilemez değerlere sahip birçok kutsal emanet saraya taşınarak zengin bir koleksiyon oluşturuldu. 1869 yılında Maarif Nazırı Saffet Paşa tarafından kurulan Müze-i Hümayun ile Türk müzeciliğinin ilerlemesinde önemli bir adım atıldı.

Türk müzeciliğinin modern anlamda temellerini atan ise şüphesiz Osman Hamdi Bey oldu. Aynı zamanda ünlü bir ressam ve arkeolog olan Osman Hamdi Bey, müzecilik tarihinde bir çığır açarak İstanbul Arkeoloji Müzesi'ni kurdu.


Cumhuriyet döneminde Ankara'da kurulan Etnografya Müzesi'nin ardından çok daha ileri bir seviyeye ulaşıldı.


Bugün Türkiye'de yüzyıllar boyunca farklı uygarlıklara kucak açarak ev sahipliği yapmış Anadolu topraklarına ait tarihi eser ve yapı yer almakta. Tüm bu kültürel zenginlik ve miras sadece korunarak geleceğe aktarılmakla kalmayıp, ziyarete de açık olarak sahip olduğumuz değerleri adeta tüm dünyaya ispatlıyor.

10 Mayıs 2023 Çarşamba

ZEKİ DEMİRKUBUZ'dan MUHTEŞEM BİR SERGİ

 ZEKİ DEMİRKUBUZ'un İLK SERGİSİ ''HAYAT'' AÇILDI


Yönetmen ve Senarist Zeki Demirkubuz'un ilk kişisel fotoğraf sergisi ''Hayat'' Müze Gazhane'de açıldı.
İBB Miras ve İBB Kültür ortaklığıyla düzenlenen ve Zeki Demirkubuz'un yeni filmiyle aynı adı taşıyan sergide, yönetmenin 2009 yılından bu zamana kadar çektiği 78 fotoğraf yer almakta.

Serginin küratörlüğünü Nurhak Kaya, sanat yönetmenliğini ise Ebru Yılmaz üstleniyor. Demirkubuz 14 yıl önce başladığı fotoğrafçılığa, Türkiye başta olmak üzere birçok farklı ülkede yaptığı çekimlerle devam ediyor. 

Ünlü yönetmen ''Hayat'' adını taşıyan ilk sergisinde dünyanın farklı coğrafyalarında rastladığı kayda değer anları, kendi gözünden izleyiciye aktarıyor.


9 Mayıs tarihinde izleyici ile buluşan sergi 9 Eylül 2023 tarihine kadar Müze Gazhane'nin yeni etkinlik alanı L Binası'nda ziyaret edilebilecek. 

KÜLTÜREL MİRASIMIZA SAHİP ÇIKIYORUZ

KÜLTÜREL MİRASIMIZ AİT OLDUĞU TOPRAKLARA TEK TEK GELİYOR

Topraklarımızdan farklı dönemlerde yasa dışı yollarla yurt dışına kaçırılan kültürel mirasımız olan tarihi eserlerimizin geri getirilmesi için verilen hukuki ve diplomatik mücadele tüm hızıyla devam ediyor.

Özellikle 17. ve 18. yüzyıllara ait arkeolojik zenginliğe sahip coğrafyadaki eserler adeta yağmalanmıştı. Bunlardan biride zengin tarihi geçmişe sahip olan Anadolu toprakları oldu.

Ülkelerin ve kaçakçıların ilgisiyle başta Anadolu olmak üzere zengin tarihe sahip ülkelerden birçok tarihi eser farklı yollarla kaçırıldı.

Yurt dışına kaçırılmış birçok eser dünyanın en önemli müzelerinde sergilenmeye devam ediyor. Bunlardan başı çekenler ise İngiltere British Museum, Fransa Louvre Müzesi, Almanya Bergama Müzesi ve Amerika New York Metropolitan Müzesi.

Türkiye, topraklarından koparılıp kaçırılan eserler için büyük mücadele veriyor. Kaçırılan eserlerin topraklarımıza ait olduğunu kanıtlamak için Devlet Arşivleri'nce tasniflenen Osmanlı dönemine ait evraklar araştırmalara ışık tutarak yetkililere kanıt olarak sunuluyor. 2022 yılında 1121 eserin iadesi sağlanarak ait oldukları topraklara evlerine geri getirildi ve sergilenmeye başladı.

Bu eserler arasında Karaman Sidemara Antik Kenti'nde 140 yıl önce keşfedilen ve İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde sergilenen Sidemara lahdinin eksik parçası Eros başı, ABD' ye kaçırılan Lucius Verus heykeli, Attis ve Apollon heykelcikleri, Kusura tipi idol, düver pişmiş toprak levhası ve 4 parçalı sütüunlu lahitte yer almakta. 


Getirilen eserler arasında milyarder Michael Steinhardt'ın antik sanat eseri koleksiyonunda yer alan 28 eser de bulunmakta. 

Bu yılın başında Bulgaristan'ın Burgaz kentinde, ülkeye kaçak yoldan sokulurken el konulan Türkiye'ye ait 2 bin 940 sikke de Türk makamlarına iade edildi. Bunların yanı sıra 2022 yılında 11 farklı grupta toplam 1121 eserin iadesi sağlanarak ait oldukları topraklarda sergilenmeye başladı. 


Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Kaçakçılıkla Mücadele Daire Başkanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve emniyet birimleri işbirliği ile kaçırılan eserlerin tespit edilerek iadesinin sağlanması için ilgili ülkelerle hukuki ve diplomatik ilişkiler çerçevesinde çalışmalar hızla devam ediyor.

 



7 Mayıs 2023 Pazar

TRT'nin DİJİTAL PLATFORMU ''Tabii'' YAYINDA

TRT'nin DİJİTAL PLATFORMU ''Tabii'' YAYINDA


TRT'nin Uluslararası Dijital Platformu ''Tabii'' uzun bir hazırlık döneminin ardından 7 Mayıs tarihinde yayın hayatına başladı. 

Tabii'nin yazılımı ve teknik alt yapısının tamamı Türk mühendisleri ve TRT ekibi tarafından hazırlandı. İçerik süresi toplam 15 bin saat.

Platforma erişim akıllı telefon, tablet, televizyon ve bilgisayar gibi birçok cihazdan sağlanabilecek. İlk etapta Türkiye'deki kullanıcılara ücretsiz olacak platform, 25 ülkede Türkçe, İngilizce, İspanyolca, Arapça ve Urduca olmak üzere 5 dilde yayın hayatına başladı. 

Platformda aksiyondan komediye, tarihi dramadan animasyona kadar birçok içerik izleyici ile buluşacak. ''Tabii'' benzersiz hikayeleri Türkiye'den dünyaya ulaştırmayı hedefliyor.

''Bizi birleştiren nedir?'' sloganıyla yola çıkan platform, Türkiye'nin hikayelerini ve sesini dünyaya duyurmayı amaçlıyor. 

MONA LISA TABLOSUNDAKİ BİR SIR DAHA ÇÖZÜLDÜ

DÜNYACA ÜNLÜ MONA LISA TABLOSUNDA YER ALAN KÖPRÜNÜN SIRRI ÇÖZÜLDÜ


Leonardo Da Vinci'nin 16. yüzyılda yaptığı dünyaca ünlü eseri ''Mona Lisa'' tablosuna ait iddialara bir yenisi daha eklendi. 

Tablonun arka planında yer alan köprünün Arezzo vilayeti sınırları içinde yer alan Laternia'daki Romito Köprüsü olduğu iddia edildi. 


Silvano Vincenti'nin yönettiği araştırmanın sonuçları Roma'da düzenlenen basın toplantısında açıklandı. Vincent dünyaca ünlü tablo üzerine daha öncede tespit ve teşhislerde bulunmuştu.

Elde edilen tarihi belgeler, fotoğraflar ve ünlü tablo arasındaki karşılaştırmalara dayanan araştırmada, tabloda görülen köprünün teşhis edildiğini ve bu köprünün Ponte di Valle olarak da bilinen bir Etrüsk-Roma köprüsü olan ''Romito Köprüsü'' olduğu belirtildi.

İtalyan araştırmacı söz konusu bölgede Arno Nehri'nin karakteristik biçimdeki kıvrımlı formunun Vinci'nin eserinde tasvir edilen Mona Lisa'nın solundaki manzaraya karşılık geldiğini, dron ile çekilen görüntülerin ve tarihi belgelerin analizinin resmedilen manzaranın çok büyük bir olasılıkla belirlenmesine yardımcı olduğunu belirtti. 


Leonardo Da Vinci'nin 1503-1507 yıllarında yaptığı ve Rönesans dönemine ait olan dünyaca ünlü Mona Lisa tablosu halen Paris'teki Louvre Müzesi'nde sergileniyor. 



1 Mayıs 2023 Pazartesi

''KARANLIK GECE'' GÖSTERİMDE

''KARANLIK GECE'' FİLMİ GÖSTERİME GİRDİ


Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde ''En İyi Film'' ve ''En İyi Senaryo'', Ankara'da ''En İyi Yönetmen'', ''Jüri Özel Ödülü'', SİYAD ve Almanya Türk Filmleri Festivali'nde ''En İyi Erkek Oyuncu'' ödüllerine sahip ''Karanlık Gece'' çekiminden üç yıl sonra gösterime girdi.

Senaryosu Özcan Alper ve Murat Uyurkulak'a ait olan film, vicdan azabı çeken, gerçeklerle yüzleşmek isteyen otuzlu yaşlarındaki İshak'ın yedi yıl sonra köpeği Palyoço ile birlikte köyüne geri dönmesini anlatıyor.


Başrol de Berkay Ateş'in yer aldığı dramatik gerilim olan film, kötülük, suçluluk, yüzleşme ve vicdan temalarını özgün bir anlatımla sorguluyor.

Yönetmenliğini Özcan Alper'in üstlendiği ve 17 Şubat 2015 tarihinde hunharca öldürülen gazeteci Nuh Köklü anısına adadığı ''Karanlık Gece'' bir arınma yolculuğu.

Birçok ödüle sahip olan film, çekiminden üç yıl sonra 28 Nisan tarihinde gösterime girerek sinema izleyicisi ile buluştu.