Fine Art Sanat Birliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fine Art Sanat Birliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Haziran 2024 Pazar

''İMGESEL'' SERGİSİ KAPILARINI AÇTI

 ''İMGESEL'' GÖRSEL SANATLAR SERGİSİ SANATSEVERLER İLE BULUŞTU

Fine Art Sanat Birliği tarafından düzenlenen ''İMGESEL'' sergisi 01 Haziran tarihinde görkemli bir açılış ile sanatseverlerle buluştu.


Küratörlüğünü Fine Art Sanat Birliği'nin kurucusu Yapımcı-Yönetmen ve Ressam Funda Tümer'in gerçekleştirdiği sergide; Banu Davun, Demet Çavuşgil,  Ersoy Yılmaz, Funda Tümer, Gülnur Günakan, Hatice Dinç, Nuran Özşen, Nurgül Baş Kılıç, Seray Akın, Tacettin Hazar, Yıldız Gönen ve Yasemin Bider'den oluşan 12 kişilik dev bir sanatçı kadrosu yer almakta.

Funda Tümer'in 33. sanat projesi olan ''İmgesel'' sergisinin ''Onur Sanatçısı'' ünvanını ise Ressam Yasemin Bider taşımakta.


7 aylık çalışma sürecinde tamamlanan sergide, resim, seramik ve tekstil tasarım kategorilerinde  45 eserden oluşan özel bir koleksiyon sergilenmekte. Serginin baş yapıtı ise Yasemin Bider imzası taşıyan ''Denizin Kadınları'' tablosu.



Serginin açılışını Funda Tümer ve uluslararası sinema sektörünün önemli yapımcılarından Imanuel Moradiyan birlikte gerçekleştirdi. 



Sanatçılara teşekkür belgeleri Imanuel Moradiyan tarafından takdim edildi.





Başta sanat camiası olmak üzere, iş dünyası ve medyadan birçok konuğun katılımı ile gerçekleşen açılışta eserler ve sanatçılar büyük ilgi gördü.

Ankara'nın köklü galerilerinden biri olan Cengiz Saçak'ın kurucusu olduğu Akdora Art Gallery ev sahipliğinde gerçekleşen sergi 12 Haziran tarihine kadar izlenebilecek. 

26 Mayıs 2024 Pazar

''İMGESEL'' SERGİSİ İZLEYİCİ İLE BULUŞMAYA HAZIRLANIYOR

''İMGESEL'' KONSEPT PROJE SERGİSİ SANATSEVERLER İLE BULUŞUYOR


Fine Art Sanat Birliği tarafından düzenlenen ''İMGESEL'' adını taşıyan sergi 7 ay süren hazırlık sonrası 01 Haziran 2024 tarihinde görkemli bir açılışla izleyici ile buluşacak.

Küratörlüğünü Funda Tümer'in üstlendiği sergide; Banu Davun, Demet Çavuşgil, Ersoy Yılmaz, Funda Tümer, Gülnur Günakan, Hatice Dinç, Nuran Özşen, Nurgül Baş Kılıç, Seray Akın, Tacettin Hazar, Yıldız Gönen ve Yasemin Bider'den oluşan 12 kişilik dev bir sanatçı ekibi yer alacak.

Funda Tümer'in 33. sanat projesi olan ''İmgesel Görsel Sanatlar Sergisi''nin Onur Sanatçısı ünvanını ise ''Ressam Yasemin Bider'' taşımakta.

7 aylık hazırlık sürecinde tamamlanan sergide; resim, seramik ve tekstil tasarım kategorilerinde her sanatçının 35*35 cm. ölçülerinde hazırladığı ve toplam 42 eserden oluşan özel bir koleksiyon sergilenecek.

Ankara'nın köklü galerilerinden biri olan Cengiz Saçak'ın kurucusu olduğu Akdora Art Gallery ev sahipliğinde gerçekleşecek olan sergi 12 Haziran 2024 tarihine kadar izlenebilecek. 


30 Ekim 2022 Pazar

FINE ART SANAT BİRLİĞİ 10. YILINI KUTLAMAYA HAZIRLANIYOR

FINE ART SANAT BİRLİĞİ 10. YILINI KUTLAMAYA HAZIRLANIYOR

Sanat ve sanatçının topluma öncü ve sesi olmasından yola çıkarak 2012 yılında Küratör-Ressam ve Yapımcı-Yönetmen Funda Tümer öncülüğünde çalışmalarına başladı.

Birçok farklı tarz ve teknikte çalışan görsel sanatlar sanatçılarını bir araya getirerek geniş kitlelere ulaştırmayı ve ulaşmayı amaç edinerek bu doğrultuda başta sergiler, sempozyum ve seminerler olmak üzere ulusal platformda 27, uluslararası platformda 3 olmak üzere toplam 30 projeye imza attı.

2015 yılında düzenledikleri ''Biz Varız Görsel Sanatlar Sergisi'' ve 2019 yılında düzenledikleri ''Büyük Dokunuşlar Görsel Sanatlar Sergisi'' İspanya El Olor Del Arte tarafından düzenlenen 98 ülkenin sanat projelerinin katılımı ile gerçekleşen yarışmada iki kez ''Yılın En İyi Sanat Projesi'' ve ''Yılın Küratörü'' ödüllerini kazandı. 2019 yılında aynı yarışmada birlikte yol aldıkları iki değerli sanatçıları ''Yasemin Bider'' ve ''Sema Koç''un ''Ömür Boyu Onur Ödülü'' almalarına vesile oldu.

Bu sene 10. yıllarını kutlamaya hazırlanan Fine Art Sanat Birliği projelerini ve sanatçı kadrolarını genişleterek emin adımlarla yollarına devam etmektedir.

10.YIL SERGİSİ ''GOLDEN SECTION''


15 Kasım 2022 tarihinde gerçekleşecek olan 10.Yıl Sergisi, ''GOLDEN SECTION'' ismini taşımakta. Birbirinden değerli 16 sanatçının katılımı ile gerçekleşecek olan sergide farklı tarz ve teknik de 54 eser sergilenecek. Funda Tümer'in küratörlüğünü gerçekleştirdiği serginin ev sahipliğini Ankara'nın en köklü sanat galerilerinden olan ''Galeri Sanat Yapım'' üstlenmekte.

Sergi 15 Kasım 2022 tarihinde görkemli bir gece ile kapılarını açacak ve 25 Kasım 2022 tarihine kadar izlenebilecek. 




 

2 Mart 2020 Pazartesi

14. ANKARA KİTAP FUARI AÇILDI

14. ANKARA KİTAP FUARI AÇILDI


Milli Eğitim Bakanlığı, Fransa Büyükelçiliği ve Eylül Fuarcılık iş birliğiyle ATO Congresium’da düzenlenen 14. , 28 Şubat 2020 tarihinde ziyaretçilerine kapılarını açtı.




Söyleşi, panel, şiir dinletileri ve çocuk aktivitelerinin olduğu binden fazla etkinliğe ev sahipliği yapacak 14. Ankara Kitap Fuarı açıldı. Milli Eğitim Bakanlığı, Fransa Büyükelçiliği ve Eylül Fuarcılık iş birliğiyle ATO Congresium'da düzenlenen 14. Ankara Kitap Fuarı, ziyaretçilerine kapılarını açtı. Konuk ülkenin Fransa, Onur Konuğu yazarları Jean Christophe Grange ve Gülten Dayıoğlu oldu.

Sahafların da bulunduğu fuarda Yapı Kredi ve Fa Yayınları'nın da aralarında bulunduğu 300 üzeri yayınevi ve sivil toplum kuruluşu yer almakta. 

Fuar boyunca Fransız edebiyatı ve kültürü hakkında çeşitli konferans ve paneller düzenlenecek. Fransız yazarlar Jean Christophe Grange, Jean Paul Mongin, Brigitte Labbe'in yanı sıra İlber Ortaylı, Ahmet Ümit, Murathan Mungan, Hayati İnanç, Bahadır Yenişehirlioğlu, Gupse Özay, Ali Eryılmaz ve daha birçok yazar imza ve söyleşi programları düzenleyecek. Fuar her 8 Mart 2020 tarihine kadar her gün 10.00 - 20.00 saatlerinde ziyaret edilebilecek.

27 Ocak 2020 Pazartesi

''RAHŞİYE ve EFRUZE'' Funda TÜMER & Nurgül BAŞ KILIÇ & Sema KOÇ RESİM SERGİSİ GÖRKEMLİ BİR AÇILIŞLA SANATSEVERLER İLE BULUŞTU


''RAHŞİYE ve EFRUZE''Funda TÜMER & Nurgül BAŞ KILIÇ & Sema KOÇRESİM SERGİSİGÖRKEMLİ BİR AÇILIŞLA SANATSEVERLER İLE BULUŞTU




Küratörlüğünü Fine Art Sanat Birliği Başkanı Funda Tümer'in gerçekleştirdiği serginin ev sahipliğini, Müjdat Gezen Sanat Merkezi Actor Studio Sanat Galerisi üstlenmekte.

3 önemli ressamın bir araya geldikleri serginin teması ''At ve Kadın'' .
Sanatçılar eserlerinde Türk kültüründe At ve Kadın'ın yeri ve önemine vurgu yapmaktadırlar. Özenle seçilen serginin adı, Türk Edebiyatı'nda atlar için yazılan övgü kasideleri  ''RAHŞİYE'' ve ışık saçan anlamına gelen ''EFRUZE'' isimlerini taşımakta.

Açılışta İş, Siyaset, Sanat ve Medya'dan, İYİ Parti Basın Halkla İlişkiler ve Arge Başkanı Ümit Altun, İYİ Parti Sosyal Politikalar Başkan Yardımcısı Şükrü Cankurt, CHP Çankaya Delegelerinden Feride Akturan, CHP Samiye Kahraman, TRT 1 Kanal Koordinatörü ve Ortak Yapımlar Başkanı Cemil Yavuz, Tunçbilek Reklam ve TV. Çağlan Tunçbilek, Neolife Brokerlik Emrah Yiğitoğlu, İş adamı Murat Polat, FA Yayınevi, Hukukçu Yazar Ali Eryılmaz, Avukat Ebru Seyrek, İş Adamı Bora Karayel başta olmak üzere birçok önemli konuk yer aldı.


Aynı anda aynı salonda birbiri ile uyumlu 3 güçlü kişisel sergi tadında hazırlanan proje 03 Şubat 2020 tarihine kadar görülebilecek.





14 Ocak 2020 Salı

''RAHŞİYE ve EFRUZE'' RESİM SERGİSİ Funda TÜMER & Nurgül BAŞ KILIÇ & Sema KOÇ SANATSEVERLER İLE BULUŞMAYA HAZIRLANIYOR


''RAHŞİYE ve EFRUZE'' RESİM SERGİSİ

Funda TÜMER & Nurgül BAŞ KILIÇ & Sema KOÇ

SANATSEVERLER İLE BULUŞMAYA HAZIRLANIYOR



Küratörlüğünü Fine Art Sanat Birliği Başkanı Funda Tümer'in gerçekleştirdiği serginin ev sahipliğini, Müjdat Gezen Sanat Merkezi Actor Studio Sanat Galerisi üstlenmekte.

3 önemli ressamın bir araya geldikleri serginin teması ''At ve Kadın'' .

Sanatçılar eserlerinde Türk Kültürü'nde At ve Kadın'ın yeri ve önemine vurgu yapmaktadırlar. 

Özenle seçilen serginin adı, Türk Edebiyatı'nda atlar için yazılan övgü kasideleri  ''RAHŞİYE'' ve ışık saçan anlamına gelen ''EFRUZE'' isimlerini taşımakta.

Projenin küratörü ve aynı zamanda sanatçısı olan Funda Tümer, sergi ile ilgili soruları yanıtlarken, '' 2 sanatçı arkadaşımla birlikte temalarımız aynı, ancak üçümüzün de çok farklı tarzlarımız var. Bu sebeple izleyiciler salonda aynı temanın farklı fırçalarda ve usta ellerde nasıl şekillendiğini ve yansıdığını izleyebilecekler.'' diyerek;
Uzun zamandır bu sergi için hazırlandıklarını, sergideki eserlerin izleyiciyi etkisi altına alarak hayran bırakacağından hiç şüpheleri olmadığını ve kesinlikle görülmesi gereken bir sergi olduğunu ifade etti.  

Aynı anda aynı salonda birbiri ile uyumlu 3 güçlü kişisel sergi tadında hazırlanan proje 25 Ocak 2020 tarihinde izleyicisi ile buluşacak ve 03 Şubat 2020 tarihine kadar görülebilecek. 


6 Aralık 2019 Cuma

YORUMSAL YANSIMALAR ÇİĞDEM EMİR & GÜRKAN GÜRSOY Fotoğraf & Resim Sergisi GÖRKEMLİ BİR AÇILIŞLA SANATSEVERLER İLE BULUŞTU


YORUMSAL YANSIMALAR
ÇİĞDEM EMİR & GÜRKAN GÜRSOY Fotoğraf & Resim Sergisi
GÖRKEMLİ BİR AÇILIŞLA SANATSEVERLER İLE BULUŞTU

Küratörlüğünü Fine Art Sanat Birliği Başkanı Funda Tümer'in gerçekleştirdiği serginin ev sahipliğini, Çankaya Belediyesi Zülfü Livaneli Kültür Merkezi üstlenmekte.


Fotoğraf Sanatçısı Çiğdem Emir ve Ressam Gürkan Gürsoy'un bir araya geldikleri sergide, sanatçılar eserlerinde doğa ve doğal yaşamın giderek yok olarak, insanoğlunun demir ve taş yığınlarına dönüşen metropol hayatı içerisindeki özünü koruma çabası ve yaşam mücadelesini yansıtarak dikkat çekmeye çalışmaktadırlar.

04 Aralık tarihinde görkemli bir şekilde kapılarını açan sergide açılışa İş, Siyaset, Sanat ve Medya'dan başta TDHD Yönetim Kurulu Başkanı ve Amerika Kültür Sanat Elçisi Yalçın Mıhçı, İYİ Parti Basın Halkla İlişkiler ve Arge Başkanı Ümit Altun, İYİ Parti Sosyal Politikalar Başkan Yardımcısı Şükrü Cankurt, Çankaya Tofaş Spor Merkezi Kurucuları Ömer Gültekin ve Abdullah İnan, CHP Belediye Meclis Başkanı Yeliz Taşçı, TRT 1 Kanal Koordinatörü Cemil Yavuz, Televizyon Evi Kurucusu Yapımcı Kerim Ayyıldız, TRT TV. Necdet Balcı, Tunçbilek Reklam ve TV. Çağlan Tunçbilek, Neolife Brokerlik, Gümrük Müşavirlerinden Yunus Ündücü, İş Adamı Eray Tontu, Yatırımcı İş adamı Murat Polat, TRT Haber, Ulusal Haber Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Tümer, Ressam Akdoğan Topaçlıoğlu, Ressam Nedim Bilgiç, Ankara Gezginler Fotoğraf Grubundan Fotoğraf Sanatçısı Mehmet Çallı ve Ali Emin Turabık olmak üzere 200 e yakın birçok önemli konuk yer aldı.






Aynı anda aynı salonda birbiri ile uyumlu iki güçlü kişisel sergi olarak hazırlanan proje de yer alan eserler izleyicilerin büyük ilgisini çekti. 




Sergi 15 Aralık 2019 tarihine kadar görülebilecek.

13 Kasım 2019 Çarşamba

FINE ART SANAT BİRLİĞİ '' BÜYÜK DOKUNUŞLAR '' GÖRSEL SANATLAR SERGİSİ GÖRKEMLİ BİR AÇILIŞ İLE SANATSEVERLERLE BULUŞTU


FINE ART SANAT BİRLİĞİ
'' BÜYÜK DOKUNUŞLAR '' GÖRSEL SANATLAR SERGİSİ GÖRKEMLİ BİR AÇILIŞ İLE SANATSEVERLERLE BULUŞTU




Sergi Fine Art Sanat Birliği Konsept Proje kapsamında hazırlanmış olup, Başkan Funda Tümer Küratörlüğü ve Müjdat Gezen Sanat Merkezi Actor Studio Sanat Galerisi ev sahipliğinde, 09 Kasım 2019 tarihinde sanatseverler ile buluştu.


Serginin açılışını Fine Art Sanat Birliği Başkanı Ressam&Küratör Funda Tümer, TRT 1 Kanal Koordinatörü Cemil Yavuz, Yazar Dr.Ali Eryılmaz, MSM Ankara yöneticisi Esin Dişisağlam ve sanatçılar ile birlikte gerçekleştirdi. Açılış konuşmasını yapan TRT 1 Kanal Koordinatörü Cemil Yavuz konuşmasında,
Görsel Sanatların başta sinema ve Tv. olmak üzere her sanat dalına etkisi üzerine vurgu yaparak, bu doğrultuda TRT olarak yakından takip ettikleri Fine Art Sanat Birliği'ne ve sanatçı ekibine çalışmaları için teşekkür etti. Sanatçılara belgelerini takdim etti.



Açılışa İş, Basın ve Sanat Camiası'ndan başta, Birleşik Kamu İş Genel Başkanı Hasan Kütük, Şimşek Kolejleri Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Şimşek, İş Adamı Bora Karayel, ESC Yatırım Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tümer Topal, Ulusal Haber Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Tümer, Neo Life Grup, Yatırımcı İş Adamı Murat Polat, İş Adamı Eray Tontu, FA Yayınları sahibi Feride Akturan, Ressam Derya Saatçioğlu, Ressam Nedim Bilgiç, Ressam Ferman Aydın, TRT Haber önde olmak üzere birçok önemli konuk katıldı.

5 aylık bir çalışma sonucunda gerçekleşen, Görsel Sanatlara dair farklı tarz ve teknikte 14 sanatçının 5 eserden oluşan koleksiyonları ve toplam 70 eserin yer aldığı sergide, eserler ve proje kapsamında açılış gecesinde Yazar Dr. Ali Eryılmaz'ın 'Buğarık Hatun ve Mezar Odası ' kitaplarının tanıtımı ve imza günü büyük ilgi gördü.



Fine Art Sanat Birliği bu proje ile daha önceki katılımlarından ' Yılın Sanat Projesi ' ve 'Yılın Küratörü' ödüllerine sahip oldukları İspanya' tarafından 4 yılda bir, elçilik ve fahri konsolosluklarının olduğu 98 ülke katılımı ile gerçekleşen ve 'Yılın En İyi Sanat Projesi- Yılın Küratörü- Yılın Sanatçısı- Yılın Sanat Eseri- Yaşam Boyu Onur Ödülü'' olmak üzere 5 kategoride ödül verilen 'Sanat Projeleri' yarışmasında 2.kez ülkemizi temsil etmekteler.

Sergi 19 Kasım 2019 tarihine kadar izlenebilecek.

27 Ekim 2019 Pazar

FINE ART SANAT BİRLİĞİ KONSEPT PROJESİ '' BÜYÜK DOKUNUŞLAR '' GÖRSEL SANATLAR SERGİSİ SANATSEVERLER İLE BULUŞMAYA HAZIRLANIYOR


FINE ART SANAT BİRLİĞİ KONSEPT PROJESİ
'' BÜYÜK DOKUNUŞLAR '' GÖRSEL SANATLAR SERGİSİ SANATSEVERLER İLE BULUŞMAYA HAZIRLANIYOR





Fine Art Sanat Birliği'nin her yıl düzenledikleri  Konsept Proje  kapsamındaki sergileri sanatseverler ile buluşmaya hazırlanıyor.

Çalışmalarına Mayıs 2019 tarihinde başlanan, Görsel Sanatlar'a dair farklı tarz, teknik ve temada eserlerin yer alacağı serginin küratörlüğünü Funda Tümer, ev sahipliğini sanatın önemli merkezlerinden biri olan Müjdat Gezen Sanat Merkezi Actor Studio Sanat Galerisi ( Ankara ) üstlenmekte.

Sanatçıların sergi için hazırladıkları 5 eserden oluşan özel koleksiyonları sergilenecek. 14 sanatçının yer aldığı sergide toplam 70 eser izleyicisi ile buluşacak.

Serginin açılış gecesinde aynı zamanda önemli yazarlarımızdan 
Dr. Ali Eryılmaz'ın imza günüde yer alacak.



Her aşaması özenle hazırlanan proje Uluslararası Sanat Projelerinin yarışdığı
İspanya tarafından 4 yılda bir düzenlenen yarışmada Türkiye katılımcısı olarak ülkemizi temsil edecek. Fine Art Sanat Birliği'nin 2. kez ülkemizi temsil edeceği yarışmada önceki katılımlarından 'En iyi Sanat Projesi' ve 'Yılın Küratörü' ödülleri bulunmakta.

Sergi 09 Kasım 2019 tarihinde kapılarını açarak  sanatseverlerle buluşacak.

8 Ekim 2019 Salı

HUKUKÇU & YAZAR DR. ALİ ERYILMAZ İLE SÖYLEŞİ


   HUKUKÇU & YAZAR DR. ALİ ERYILMAZ İLE SÖYLEŞİ






Sizi yazmaya yönlendiren şeyler nelerdir?

Küçüklüğümden bu yana çok okuyan birisiyim. Yazmaya karar vereli çok oldu ancak bir türlü fırsat bulamamıştım. İşin doğrusu nasıl yazacağımı da bilmiyordum. Asosyal bir insan değilim ama yalnızlığı da seviyorum. Ara sıra içimde birikenleri kâğıda dökerek aslında kendi kendime terapi uyguluyordum. Fark ettim ki yazmak psikolojik anlamda bana antidepresanlar kadar iyi geliyor ve yan etkileri de yok. Sonrasında kendimi sürekli yazmaya verdim. Yazarken içinde bulunduğum ortamdan kopuyorum ve kurguladığım dünyanın içinde yaşamaya başlıyorum. Sorunları, hastalıkları hatta sokaktaki gürültüyü dahi unutuyorum.

Kimsenin okumayacağını bilseniz yine de yazar mısınız?

Öncelikle başkaları için yazmıyorum. Yazmak bana kendimi iyi hissettirdiği için yazıyorum. İlk zamanlar kimse okumasa da kızıma benden hatıra kalır, en azından o okur diyordum. Ama ne mutlu ki artık belirli okuyucu kitlem oluşmaya başladı ve artık yazarken sadece kendimi değil okuyucuları da düşünerek yazıyorum.

İlk kitabınızı ne zaman ve nasıl çıkarmaya karar verdiniz?

İlk kitabım “Kan ve Zafer – Antik Roma” isminde bir tarih kitabıydı. Öğrencilere anlattığım konularda piyasada yeterli kitap bulunmadığından öğrenciler her konu için farklı kitapları almak ya da incelemek zorunda kalıyordu. Çalışırken sadece ders notlarıyla çalışmakta tatmin edici olmuyordu. Ben de bütün konuları tek bir kitapta toplamaya karar verdim. Yazdım ve üniversite matbaasında bastırdım. İlk baskı da üç ay da bitti zaten. İlk ciddi anlamda yazma eylemim de bu şekilde başladı.

Kitabınızı yazmaya başlamadan önce mi kurgularsınız yoksa yazarken kendiliğinden mi gelişir?

Yazmaya başlamadan önce kurgulayacağım bir olay kafamda oluşmuştur. İlk olarak olaya uygun bir karakter oluşturuyorum. Bir Türk kraliçesi ise ona uygun karakteristik özellikler belirliyorum. Mesela zeki, istişareye önem veren, halkla iç içe yaşayan, tebaası tarafından sevilen, iyi savaşan, kültürlü ve bilgili tabi kraliçe olduğu için standart kadınlardan daha güzel ve çekici bir kadın karakter oluyor. Karakteri oluşturduktan sonra romana nasıl başlayacağıma ve nasıl bitireceğime karar veriyorum. Sonrası ise kurguya uygun olarak yazarken kendiliğinden gelişiyor.

Okuduğunuz ve beğendiğiniz yazarlar kimlerdir?

En çok hatta tekrar tekrar kitaplarını okuduğum tek yazar Dostoyevski. Çünkü edebiyat dünyasında insan psikolojisini romanlarında en güzel verebilen yazar. Zaman ve mekân tasvirleri ise harikulade. Her kitabı bir ders kitabı olabilecek derecede önemli. Tarık Buğra, Sabahattin Ali ve elbette Yaşar Kemal de vazgeçemeyeceğim yazarlar. Her ne kadar günümüzde edebiyat köyden çıkıp şehirlere yerleşmiş olsa da eski Anadolu’yu ve insanını omların dilinden okumak bam başka bir zamanda yolculuk hissi uyandırıyor bende. Orhan Pamuk’u sona bıraktım çünkü kendisi yaşayan yazarlar arasında gerçek anlamda tek yaratıcı yazardır benim için. Doğuyu ve batıyı harmanlayıp, klasik köy anlatımından çıkarak büyük bir metropolde ne hayatların yaşandığını önümüze koyan en önemli yazardır. Elbette iyi bir öğretmendir benim için.

En son hangi kitabı okudunuz?
En son okuduğum kitap Patrick Modiano’nun 2014 Oscar Edebiyat ödülü alan “Mahallede kaybolma diye” isimli romanı. Heyecanla başlamıştım kitabı okumaya ancak hayal kırıklığı ile bitirdim. Beklentilerimi karşılamadı doğrusu.

Sizce herkes yazabilir mi? Yoksa yazmak bir yetenek işimi?

Ülkemiz dışında yazarlık dünyasında “Creative Writing” denilen bir kavram var. Maalesef Türkiye’de yazarlık kursu verenler ya da yazanlar bu kavramı “Yaratıcı Yazarlık” olarak tercüme ediyorlar. Bu da yazar adaylarını işin başında ümitsizliğe düşürüyor. Yazmak için yaratıcı olmak, doğuştan gelen bir yeteneğe sahip olmak gibi özelliklerin gerektiği hissine kapılıyorlar. Halbuki yaratıcı olan yazar değildir, yazdığı metindir. Yaratıcı metin de ortaya öncekilerden farklı bir “şey” koyan metindir. Hakkında yazılmamış bir şey kalmayan günümüzde aslında hala yazacak çok şey var. Çünkü bir başka yazarın kendi iç dünyası ve kelime haznesiyle anlattıklarını daha farklı bir tarzda anlatabilecek nice yazarlar çıkacaktır. Oğuz Atay ilk yazmaya başladığında eleştirmenlerin saldırına maruz kaldı ama yılmadı. Sonradan anladılar ki Oğuz Atay yazdıklarıyla edebiyata bam başka bir tarz getirmişti. Yazdığı metinler hiç kimsenin yazdıklarına benzemiyordu. İşte yaratıcı yazarlık budur. Velhasıl yazmak için yetenek gerekmiyor, çok okumak ve vazgeçmeden sürekli yazmak gerekiyor. Bir paragraf yazarken on paragraf düşünmek gerekiyor. Okuyan, okumayı seven herkes yazabilir. Ancak unutmamak gerekir ki yazmaktan daha önemli olan ne yazdığın ve nasıl yazdığındır.

Yazar olmak isteyenlere tavsiyeniz nedir?

Elbette çok okumak. Okumayan bir insan yazamaz. Yazar olmak isteyenler ayrıca farklı okumalıdır. Sıradan bir okuyucudan farklı olarak okuduğu kitabı çözümleyerek okumalıdırlar. Kitaptaki kahramanları, onlara verilen karakteristik özellikleri, çatışmaları, tasvirleri, sahnelerin gelişmesini, çözümlemeyi inceleyerek okumalıdırlar. Bu okuma kendilerine teknik anlamda çok şey katacaktır. O yazardan kitabını okurken yazma teknikleri dersi almak gibi bir şey bu aslında. Hem de bire bir özel bir ders. İstedikleri halde yazmaya başlayamıyorlarsa teknik olarak destek almak için yazarlık kursları var. Mutlaka bu kurslardan kazanımları olacaktır. Ama her şeyin başı okumak ve üşenmeden, yılmadan oturup yazmaya başlamak.

Konuları nasıl seçersiniz?

Genelde konularımı tarihten seçiyorum. Ya az bilinen ama unutulmuş bir kahramanı bulup çıkartıyorum ya da olay günümüzde geçse de mutlaka tarihi konularla ya da objelerle süslüyorum. Son kitabım polisiye roman olsa da buram buram tarih kokuyor. Konu anlamında bana ilham veren tarih diyebilirim.

Yazma ritüellerinizden bahseder misiniz
Örneğin hangi saatleri ve mekânı tercih edersiniz?

Yazarken mutlaka yalnız olmalıyım ve ortamın sessiz olması gerekiyor. Aksi halde düşüncelerimde yoğunlaşamıyorum. Yazmaya çalıştığım olayları hayalimde canlandıramıyorum. Bu şartlara en uygun zamanda geceler elbette. Ortalıktan el ayak çekildikten sonra yazmaya başlıyorum ve ezan okununca da diyorum ki tamam yatma zamanı geldi. Yazacak bir şey bulamasam da bilgisayarın başında otururum. Düşünürüm, hayal ederim. Bazen günde bir sayfa yazarım bazen beş sayfa. Bu tamamen o andaki psikolojik durumuma bağlı. İlhamla da pek alakalı durum değil aslında. Ben yukarıdan vahiy gibi ilham diye bir şeyin gelmesi gerektiğine inanmıyorum. İçimden gelen sese kulak veriyorum. Gözlerimi kapattığında beynimin hayal gücü olarak bana verebildiklerine inanıyorum.

Farklı tarzlarda kitaplarınız mevcut. Neden belirli tarzlarda değil de farklı tarzlarda yazıyorsunuz?

Evet tarzları farklı gibi görünüyor. Enheduanna ve Buğarık Hatun tarih kurgu roman. Elbette macera ve gizem de içeriyor. Mezar Odası ise psikolojik gerilim fakat tarihten esintilerin yer aldığı bir roman. İki bin beş yüz yıl önce yaşamış olan Lidya Kralı Alyattes’ten çok güzel dersler alıyoruz mesela. Son yazdığım roman olan Kutsal Cinayet konusu itibarıyla polisiye ancak o da içinde tarih barındırıyor aslında. Mitolojik anlatıların Hristiyanlıktaki sembolleriyle harmanlandığı gizem dolu bir roman. Diyeceğim ne yazarsam yazayım mutlaka tarihle bağlantılı kitaplar oluyor. Korku romanı da yazsam yine içinde tarihsel esintilerin yer aldığı bir kitap olur. Elbette okuyucunun tercihleri de çok önemli. Bir dönem aşk romanları popüler olurken bir bakıyorsunuz bir yıl sonra polisiye romanlar popüler oluyor. Okuyucuya ulaşabilmek için de tarzlarda değişiklikler olabiliyor. Ama tarih her zaman her tarın içinde mevcut.

Ülkemizde okuma azlığı oranı ile ilgili ne düşünüyorsunuz? Bu alışkanlık sizce nasıl edinilmeli?

Okuma alışkanlığı sonradan kolay kolay kazanılan bir alışkanlık değil. Çocukken kitap okumayı sevdirmek gerekiyor. Bunun içinde öncelikle anne ve babaların kitap okuması lazım. Çocuk daha okula başlamamış ve okumayı bilmiyorsa anne ve baba kitabı eline alıp çocuğa okumalıdır. Belli bir yaştan sonra ev halkı salonda toplandığında anne ve babaların elinde kitap olması şart. Büyüme aşamasındaki çocuk kendisine rol örnek olarak annesini aldıysa annesini, babasını aldıysa babasını taklit ederek eline kitap alıp okumaya başlayacaktır. Olmazsa olmaz tabii bir kütüphane. Her evde bir kütüphane olmalı. Şahsi deneyimlerim gösteriyor ki yazmaya teşvik edilen çocuklar zamanla okumaya da başlıyor. Okumayı sevmeyen çocukları yazmaya alıştırmak bir çözüm olabilir. Bu başlarda günlük olabilir, anı olabilir, küçük denemeler olabilir ya da kısa öyküler olabilir. Hem bilemezsiniz geleceğin dahi bir yazarı da olabilir ileride.

İlerleyen dönem projeleriniz nelerdir?

Öncelikle yazmaya devam etmek istiyorum. Daha çok ve daha farklı yazmam gerekiyor. Sonraki planımda yazarlığa meraklı olanlar için yazarlıkla ilgili bir kitap yazmak var. Piyasada incelediğim yazar olmayı anlatan kitapların birçoğunun yazar olmayı öğretmediğini fark ettim. Ve bu konuda mutlaka bir kitap yazacağım. Şu an da yazıyorum da zaten. Bununla ilişki yazarlık atölyeleri kurmak da projelerim arasında. Kırlangıç Akademi ile çok güzel bir proje hazırladık bu konuda. Ay sonunda hayata geçeceğini umuyorum. Bu işe gönül vermiş bir insan olarak okullarda okumak ve yazmak konusunda seminerler ya da söyleşiler de düzenlemek istiyorum. Takdir edersiniz ki mevcut bürokrasi birçok güzel etkinliği yapabilmek için önümüzdeki en büyük engel. Okul müdürlüklerinden gelen her türlü söyleşi teklifini geri çevirmeyeceğimi ve hiçbir ücret talep etmeyeceğimi belirtmek istiyorum. Okuyan ve yazan bir nesil yetiştirmek için bana ne yapmak düşüyorsa elimden gelenin fazlasını yapmaya hazırım.

Aynı zamanda bir hukukçu olarak ülke gündemleri ile ilgili yazılarınız mevcut mu?

Her düşünen ve yazan insan gibi ülke gündemine gelen konular hakkında çok şey söylemek ve yazmak istiyorum. Hatta sokaklara çıkıp avazım çıktığı kadar bağırarak haykırmak istiyorum.  Ama ne konuşuyorum ne de yazıyorum. Anayasanın her açıkça ihlal edildiği, insan haklarının umursanmadığı, düşünce ve fikir beyan etme hürriyetinin bulunmadığı bir ülkede ne yazabilir ne de konuşabilirsiniz. Yazan ve konuşanların sonu malum. Laik ve demokratik bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti maalesef günümüzde korku cumhuriyetine dönüştü. Fikirsel, sanatsal ve ekonomik anlamda uçurumun kıyısında bir ülke olduk. Dolayısıyla ben yazmıyor ve konuşmuyorum. Aslında yazmak ya da söylemek de gerekmiyor. Her şey o kadar açık ve anlaşılır ki (Kral çıplak ama halk kör) sadece biraz aklımızı kullanmamız yeterli. Fazla değil, kısa bir süre sonra tarih ülkenin son 30 yılını zaten bütün çıplaklığı ile yazacaktır. Türkiye kendi kendisiyle hesaplaşmaya başladığı gün geleceğe ümitle bakmaya başlayacağım.

11 Ekim 2017 Çarşamba

FINE ART SANAT BİRLİĞİ YENİ SEZONA ''ART and SENSE'' & ''SANAT ve DUYU'' PROJESİ İLE MERHABA DEMEYE HAZIRLANIYOR

FINE ART SANAT BİRLİĞİ YENİ SEZONA ''ART and SENSE''
''SANAT ve DUYU'' PROJESİ İLE MERHABA DEMEYE HAZIRLANIYOR
Çalışmalarına 2017 Haziran ayında başlanan proje, Fine Art Sanat Birliği 'Konsept Proje' kapsamında hazırlanmış olup, Başkan Funda Tümer küratörlüğü ve Grup Sanat Galerisi ev sahipliğinde, 17 Kasım 2017 tarihinde sanatseverler ile buluşmaya hazırlanıyor.
Proje kapsamında 1 Heykeltıraş, 2 Seramik Sanatçısı ve 9 Ressam olmak üzere toplam 12 değerli sanatçı yer almakta.
Sanatçılar eserlerini özel olarak 5 aylık bir çalışma dönemi ile hazırladılar. Toplam 50 eser sergilenecek.
SİYAHIN ASALETİ BEYAZIN SAFLIĞI İLE BULUŞUYOR ve SANATIN GÜCÜNÜ GÖZLER ÖNÜNE SERİYOR
Son yıllarda sanatın ve sanatçıların içinde bulunduğu kaygılardan uzaklaşarak, sanatın toplum üzerindeki gelişimine dikkat çekmek ve SANAT, SANATÇI, SANAT ESERİ gücünü ortaya koyması amaçlı hazırlanmış bir projedir. Projedeki tüm eserler siyah ve beyaz renk hakimiyetinde hazırlanmıştır.
Proje aynı zamanda SANAT ve SANATÇI TOPLUMUN ÖNCÜSÜ ve SESİDİR misyonunu da taşıyarak duyu engeli olan dostlarımıza ithaf edilecektir. FARKINDALIK görevi üstlenmektedir.

SANATÇI KADROSU

2 Şubat 2017 Perşembe

HABER: "BİZİM ÇOCUKLARIMIZ"

FINE ART SANAT BİRLİĞİ 
SOSYAL SORUMLULUK PROJESİ SERGİSİ
'BİZİM ÇOCUKLARIMIZ'
Fine Art Sanat Birliği'nden Anlamlı Proje
Kurulduğu günden beri 'Sanat ve Sanatçı toplumun öncüsü ve sesidir' misyonu ile sosyal sorumluluk projelerine önem veren kurumdan; Başkan Funda Tümer, Başkan Yardımcısı Hakkı Baba ve Sosyal Medya Sorumlusu Bora Dervişoğlu öncülüğünde anlamlı bir projenin daha çalışmalarına başlandı. Proje 'BİZİM ÇOCUKLARIMIZ' adını taşımakta. 
İhtiyaç sahibi çocuklarımızın giyecek, oyuncak ve eğitim ihtiyaçlarının bizzat karşılanacağı proje yardım ve destekleri almaya başladı. Temin edilen ihtiyaçların ulaşımını TÜRK KIZILAY'ı gerçekleştirecek. 
Başta “Türkoğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Cem Serin” ve “Ulusal Haber Ajansı” olmak üzere birçok kurum ve kuruluş tarafından desteklenen projede, 27 sanatçının 70 eseri sergilenecek. Geceden elde edilecek gelir çocuklar için kullanılacak.
Gecenin ve serginin ev sahibi Ankara Müjdat Gezen Sanat Merkezi. 
Sergi: 28 Şubat 2017 Salı günü Saat: 18.00'da görkemli bir açılış töreni ile konuklarıyla buluşacaktır. 

11 Ocak 2017 Çarşamba

RESSAM FEHNUR İPEK ''SU'DA SÜZÜLEN DÜŞLER'' SERGİSİ SANATSEVERLER İLE BULUŞTU

RESSAM FEHNUR İPEK ''SU'DA SÜZÜLEN DÜŞLER'' 
RESSAM FEHNUR İPEK ''SU'DA SÜZÜLEN DÜŞLER'' SERGİSİ SANATSEVERLER İLE BULUŞTU
Vakıfbank Sanat Galerisi 'nin ev sahipliğinde gerçekleşen sergide başta sanat camiasının önde gelen isimleri olmak üzere birçok konuk yer aldı. Konukların eserlere olan ilgisi oldukça yoğundu.
21. Kişisel Sergisi ''Su'da Süzülen Düşler'' ile sanatçı, çocukluğunun geçtiği yerleri ve yaşanmışlıklarını düşsel bir anlatım ile bugüne aktarmakta ve izleyiciye sunmaktadır. Aynı zamanda sanatçı eserlerinde, izleyiciyi, içerisinde bulunduğumuz metropol hayatından uzaklaştırarak  doğa ve su ile buluşturmaktadır.
Sergi 20 Ocak 2017 tarihine kadar izlenebilecek.


21 Kasım 2016 Pazartesi

RESSAM FUNDA TÜMER İLE SÖYLEŞİ

RESSAM FUNDA TÜMER

SÖYLEŞİ

Genç Kuşak Sanatçılarımızdan Başarılı Ressam & Küratör Funda Tümer ile sanatı, bakışı ve toplumda sanat üzerine söyleşi

Biraz kendinizi anlatırmısınız

- Herkes dünyaya bir amaç için gelirmiş. Ben okumak yazmak ve üretmek için geldiğimi düşünüyorum. Hayata dair hissettiğim, düşündüğüm ve yaşadığım her duyguyu sanat ile yansıtmayı ve var etmeyi seviyorum.

Eserleriniz alışılmış tarzların çok dışında. Tarzınız ve tekniğiniz hakkında bilgi verirmisiniz.

- Seramik, resim, ve grafik tasarımın hepsine hakim biriyim. Bu dalların hepsinde oldukça iyi bir eğitime sahibim. Alışılmış şeyler dışında farklı şeyler denemeyi seviyorum. Birçok tekniği harmanladığımda kendimi daha iyi ifade ettiğimi hissediyorum. Baskı tekniklerini çok seviyorum. Sanılanın aksine de çok zor bir tekniktir. Sanırım ben zor olan şeyleri daha çok seviyorum. Serigrafi ile fırçamı tuvalimde buluşturuyorum. Arada farklı baskı ve teknikler denediğimde oluyor. Ama işlerimin hepsinde ana figürlerimde fırçamı konuşturuyorum.

Özellikle işlediğiniz bir konu var mı, seçtiğiniz konular değişken olabiliyor mu

-  Vazgeçilmezim var atlar. Estetik, asalet ve tarihteki insanla birlikteliği açısından atlar vazgeçilmezim. Hayata dair tüm duyguları onlarla yansıtıyorum. Bazı çalışmalarımda kadın figürleri ile buluşturduğumda oluyor.

Son dönemlerde genç kuşak sanatçıların ön plana çıktığını görüyoruz. Sizce Genç Sanatçılara yeterli önem veriliyor mu

-  Bu sorudan önce şunu sormak sanırım daha doğru olur. Sanata ve sanatçıya önem veriliyor mu ? Hak ettikleri değeri alabiliyorlar mı ? Cevap basit kocaman bir hayır.

Türkiye'de ki sanat ortamını ve izleyicisini nasıl buluyorsunuz

- Geçmişten günümüze bu topraklarda tüm sanat dallarında çok önemli sanatçılar yetişmiş ve yetişmeye de devam etmektedir. Hayatını sanata adamış, üretmeye adamış çok ciddi işler yapan ve miras bırakmış kişiler vardır. Aslında ben düşünülen ve söylenenin aksine ülkemi sanatçı anlamında yüksek bir seviyede buluyorum. Ancak temelden gelen eğitim ve bilinç seviyesindeki sorun nedeni ile başta sanat ortamı ve dolayısı ile de gerçek sanatçılarımız hiç bir dönem hak ettikleri yerlerde olamadılar. Hiçbir zaman yeterli ve yükselten bir destek olmamıştır. Sanatçılar çoğu zaman yokluk içersinde kendi imkanları ile çabalamışlar ve bu çabaya devam etmektedirler.
Gelelim izleyiciye, bir klip çekip bir tek parça ile ortalarda gezen popçuların, güzellik yarışmasından çıkıp, iki ay oyunculuk dersi alıp dizilerde boy gösterenlerin, evlilik programı sunanların sanatçı olarak değerlendirildiği bir toplumda, iki ay kursa gidip kendine ressam diyenlerin olduğunu da düşünürsek, resim yani bir tablonun sadece duvara asılan bir süs objesi olduğunu sananlar ve hatta heykellerin kırılıp kaldırıldığını da eklersek temeldeki sorunu sanırım daha iyi anlarız. Acı gerçek şudur ki bilinçli sanat izleyicisi bir avuç dolusunu geçmez.

Sanatçı kişiliğinizin yanında siz hem bir sanat kurumu sahibi hem de küratörsünüz. Bir çok sanatçı ile çalışıyor ve sanat projeleri üretiyorsunuz. Sizce galeriler ve sanat kurumları yeterli çabayı sarf ediyor mu

Edenler var. Gerçekten güzel şeyler yapanlar, yapmaya çalışanlar var. Ama bunlarında çok az olduğunu görüyoruz. Sözüm asla herkes için değil ama çoğunluk için. Birçok galeri var. Ancak çoğuna galeri demek çok zor. Düzenlediği sergideki eserlerin tekniği hakkında bilgi sahibi olmayan, çalıştığı sanatçıyı tanımayan, iki aylık kursiyere sergi açan galeriler mi ararsınız, ticari kaygı sebebi ile sadece isim yapmış kişilere yer veren galeriler mi ararsınız, daha iyisi gelir belki diye boş olduğu halde biz falanca yıla kadar doluyuz diyen galeriler mi ararsınız, soyguncu gibi fahiş fiyatlarla kira isteyen galeriler mi ararsınız, sadece kendine koleksiyon yapmak için sergi açarım size ama şu kadar eserinizi alırım diyen galeriler mi ararsınız. Bakın galeri nedir, galeri profesyonelce sergiler, sanat projeleri yapması gereken, çalıştığı sanatçıyı en iyi şekilde  tanıtması ve temsil etmesi gereken, alıcısı ve izleyicisi ile buluşturması gereken kurumdur. Bunu yaparken de sanat bilgisine ve hatta piar  bilgisine de sahip olması gereken yerdir. En basiti kaç galeride profesyonel küratör mevcuttur. Hoş şuan herkes küratör olmuş durumda ya buda ayrı bir konu. Salonu kendi hazırlayan sanatçı olmaz, olmamalıdır.
Gelelim birliklere yada derneklere. Hep birlikte olamamaktan şikayet ederler, hem de gelin taşın altına elimizi birlikte koyalım dendiğinde ortada olmazlar. Proje üretmezler. Çoğu aynı isimler ve aynı eserler ile o karma senin bu karma benim galeriden galeriye koşup dururlar. Üste bir şey koyma çabası içinde bulunan gerçek anlamda çaba sarf eden tek tük yerden ibarettir.
İşte biz bütün bu olması gerekenleri yapan çok az denecek kadar yer olduğu için bu işe adım attık. Biz bir galeri değiliz. Bir sanat birliği olarak yola çıkıp zaman içersinde kurumsal bir hizmet vermeye başladık. Ve biz mevcut duruma şikayet etmek yerine çoğu zaman imkanlarımızın sınırlarını zorlayarak, hatta imkan oluşturarak taşın altına elimizi soktuk.

Siz ve kurumunuzun ödülleri bulunmakta. Ancak bunların hepsi yurt dışından. Bu konuda ne düşünüyorsunuz ve ödül sizin için ne ifade ediyor.

Bu ödüllerin sadece yurtdışından olması benim yada bizim gururumuz ama ilgili kişilerin ayıbıdır. Bunu yetkili mercilere sormak gerek. Ödül kısmına gelirsek, elbette yaptığınız bir iş sonucu bir ödüle layık bulunmanız mutluluk ve gurur verici bir durumdur. Ama benim için çok da büyük bir şey ifade etmiyor. Çünkü emek verilen iş başarılıda olur. Başarının illaki ölçüsü de ödül değildir.

İleriki dönemlerde planladığınız çalışmalarınız hakkında bilgi verebilirmisiniz.

- Sanat ile uğraşıyorsanız öğrenmenin asla sonu olmayan uçsuz bucaksız bir platformdasınızdır. Asla ben oldum diyemezsiniz. Dediğiniz anda siz aslında bitmişsinizdir. Çalışmaya, denemeye, öğrenmeye ve üretmeye devam. Benim amacım gerek eserlerimi üretirken, gerek yeni sanat projelerime başlarken her zaman bir sonrakinde bir öncekinin üstüne çıkmak ve aynı zamanda birilerine de yardımcı olabilmektir. Durmak yok yola devam.

Ulusal Haber - Teşekkür ederiz