30 Nisan 2023 Pazar

BÜYÜK USTA MUHSİN ERTUĞRUL

TÜRK TİYATROSUNUN BÜYÜK USTASI MUHSİN ERTUĞRUL'U ANMA ETKİNLİĞİ


Türk tiyatrosunun usta ismi Muhsin Ertuğrul için Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi Fuayesi'nde anma etkinliği düzenlendi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları kurucusu olan büyük usta vefatının 44. yıl dönümünde düzenlenen etkinlik ile anıldı. Etkinliğe tiyatro ve sinema dünyasından çok sayıda isim katıldı.


Türk tiyatrosu ve sinemasına büyük katkıları olan Muhsin Ertuğrul, Türk sinemasına ilk uluslararası ödülü kazandırmış, Batı tiyatrosunun yorum, sahne tekniği ve yönetim alanlarındaki yeniliklerini Türk tiyatrosunda da uygulamaya koymuş ve tiyatronun tüm şehirlere yayılmasına katkıda bulunmuştur.

Ertuğrul sadece tiyatro kurmakla kalmamış, yapım şirketleri kurarak Türk sinemasına da büyük katkılar sağlamıştır. Usta oyunculuğunun yanı sıra, film senaryoları yazmış, yapımcılık ve yönetmenlik yapmıştır. Ertuğrul, Türk sinemasında tamamı renkli olan ilk filmi '(Halıcı Kız) 1953 yılında çekerek renkli filmlerinde öncüsü olmuştur.   



Muhsin Ertuğrul adına düzenlenen etkinlikte konuşma yapan Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ayşegül İşsever, Muhsin Ertuğrul'un sanatçılığının sadece Türk tiyatrosunu değil bütün medeniyet dünyasını etkilediğini ifade ederek ''Bizler genel sanat yönetmeni olarak Muhsin Ertuğrul'dan sonra bu tiyatronun sanat yolculuğuna yön verenler biliriz ki oturduğumuz koltuğa vekaleten otururuz. Çünkü makamın gerçek sahibi Muhsin Ertuğrul'dur'' dedi. 

Çağdaş Türk tiyatrosunun batılı anlamda kurucusu olarak kabul edilen Ertuğrul, 1922-1939 yılları arasında Türkiye'de film yapan tek kişidir. 

Büyük usta, sanat yaşamının 70. yılı kutlamalarına katılmak üzere gittiği İzmir'de 1979 yılında kalp yetmezliği sonucu vefat etmiştir. Vefatından bir hafta önce, katıldığı bir törende ''Unutulmamak güzeldir. Sanatsal yaşamımın en güzel armağanını aldım. Artık ölsem de gam yemem'' diyerek duygularını ifade etmiştir. Katıldığı o törende Muhsin Ertuğrula' Ege Üniversitesi tarafından fahri doktor payesi takdim edilmiştir. 


 

 

29 Nisan 2023 Cumartesi

''MINKUS GECESİ'' SÜREYYA OPERASI'nda

LUDWIG MINKUS'un REPERTUVARI BİR KEZ DAHA SANATSEVERLERLE BULUŞACAK

Klasik balenin önemli bestecilerinden Ludwig Minkus'un repertuvarı ''Dünya Dans Günü'' kapsamında bir kez daha sanatseverler ile buluşacak.


İstanbul Devlet Opera ve Balesi, klasik bale repertuvarının en önemli bestecilerinden Ludwig Minkus'un müziklerinden oluşan seçkin bir klasik bale gösterisini sanatseverlerle buluşturdu.

Kadıköy'de bulunan Süreyya Operası'nda yapılan Bale Gala ''Minkus Gecesi''nde eserleri tanıtan bir biçimde sunuldu.


Balerin ve baletlerin son derece zor hareketlerden oluşan dansları, estetik, ihtişam ve şıklık içeren bir koreografi ile sahnelendi. 


''Minkus Gecesi''nde Paguita, La Bayadere ve Don Kişot'tan bölümler sahnelendi. Sahnelenen eserlerin koreografileri Marius Petipa'ya ait.


Sahnelenen eserlerden Paquita, çingene bir kızı anlatan iki perdelik ve üç sahnelik bir bale eseri. Programda Paquita'dan balerin Berrin Kocabaşoğlu ve balet Berkay Günay tarafından ''Pas de Deux'' sahnelendi.

İkinci bale eseri La Bayadere'den hem solo hemde kordü bale kesitlerinden oluşan beş bölüm sahnelendi. Bölümler, ''Grand Vals, Saray Dansı, Altın İdol'ün Dansı, Hint Dansı ve Pas d'Action''dan oluşuyor.


Don Kişot'un ''Grand Pas de Deux'' bölümünde ise Ami Naito ve Yılmaz Berkay Günay'ın romantik havalar estiren performansları sergilendi. 

Tüm sahnelenen eserlerde, başta koreografiler olmak üzere, balerin ve baletlerin performansları, kostümler ve makyajlar izleyenleri hayran bıraktı. 

Minkos Gecesi'nin bir sonraki temsili ''Dünya Dans Günü'' etkinliği kapsamında 29 Nisan tarihinde Süreyya Operası'nda bir kez daha sanatseverler ile buluşacak. 



28 Nisan 2023 Cuma

TARİHİ MERYEM ANA KİLİSESİ RESTORE EDİLDİ

MERYEM ANA KİLİSESİ ZİYARETE AÇILDI

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından restorasyon ve koservasyon çalışmaları tamamlanan Tarihi Meryem Ana Kilisesi ziyarete açıldı.

Nevşehir'de bulunan tarihi yapı, inşa edildiği 1949 yılından 1924 yılına kadar Ortadoks Rum ibadethanesi, 1950 ve 1983 yılları arasında cezaevi olarak kullanıldı. Kilise tam 40 yıl sonra tekrar turizme kazandırıldı.


Açılış töreninde konuşan Belediye Başkanı Mehmet Savran mutluluklarını belirtirken, ''Meryem Ana Kilisesi Osmanlı döneminde ibadete açılmış olup, 1950den 1983 yılına kadar cezaevi olarak kullanılmış. Bu yüzden ciddi tahribat görmüş bir yapıydı. Kültür ve Turizm Bakanlığı'mız çok titiz bir restorasyon sürecinden sonra güzel bir eser olarak bu yapıyı şehrimize kazandırdı'' ifadelerini kullandı. 


Nevşehir Belediyesi Valisi İnci Sezer Becel, Nevşehir'in geçmişten beri farklı kültürler ile iç içe yaşadığını, miras bırakılan tarihi yapılar ile bölgenin zengin bir turizm potansiyeline sahip olduğunu belirtti. 

Becel bu potansiyelin her yıl giderek artmasından duydukları mutluluğu da sözlerine eklerken
''Nevşehir olağanüstü doğasının yanı sıra farklı inançlara sahip insanların yıllarca birlikte yan yana yaşadıkları yörelerden biri olmuştur. Dolayısıyla ilimiz inanç turizmi açısından da ülkemizin en güzide şehirlerinden biri olarak dikkatleri üzerine çekmeyi her zaman başarmıştır'' dedi. 

Yapının açılış töreninin ardından protokol üyeleri kiliseyi gezerek bilgi aldı. 





BİLİNMEYEN ESER GÜN YÜZÜNE ÇIKTI

MÜNİR NURETTİN SELÇUK'un BİLİNMEYEN ESERİ 



Münir Nurettin Selçuk'un 1952 tarihli ''Yasemen Göğsünü Aç Gel Yanıma'' adlı eseri gün yüzüne çıktı. 

Sanatçının vefatının yıl dönümü ve Cumhuriyet'in 100. yılı dolayısıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi Cemal Reşit Rey salonunda düzenlenen ''100 yıllık Cumhuriyet'in Sesi Münir Nurettin Selçuk'' konserinde eser dinleyicisi ile ilk kez buluştu.



Konser sanatçının torunu Nükhet Sirel tarafından organize edildi. Şefliğini İlhan Özer'in üstlendiği konserde, Münip Utandı, Mustafa Doğan Dikmen, Güzin Değişmez, Çiğdem Yarkın ve Bekir Ünlüataer solist olarak yer aldı. Konserin anlatıcılığını ise İncila Bertuğ ve Hüseyin Kıyak birlikte üstlendi. 



Konserde 19. yüzyıldan 20. yüzyıla uzanan, Selçuk'un hocalarından meşk ettiği, plaklara okuduğu ve defterine yazdığı notaların şekliyle seslendirilen geniş bir repertuvar icra edildi. 

Türk müzik tarihinde solist olarak konser veren ilk kişi olan Münir Nurettin Selçuk'a ait  kürdilihicazkar makamındaki ''Yasemen Göğsünü Aç Gel Yanıma'' adlı eseri de bu anlamlı konserde ilk defa gün yüzüne çıkarak seslendirildi ve dinleyicilere duygusal anlar yaşattı. 


BİR TARİHİ ESERİMİZ DAHA EVİNE TESLİM EDİLİYOR

KAÇIRILAN MEZAR STELİ TÜRKİYE'YE İADE EDİLİYOR

Zeugma Antik Kenti'nden kaçırılan mezar steli İtalya tarafından ülkemize iade ediliyor. MS. 2. yüzyıla dönemine ait olan mezar steli Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından İtalyan makamları ile yapılan görüşmeler sonucunda evine teslim edilecek.


Önemli bilimsel verilere sahip olan stel Roma Büyükelçiliği'ne teslim edildikten sonra ait olduğu topraklara getirilecek.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, uzun zamandır yaptıkları çalışmalarla kaçırılan tüm tarihi eserlerimizi tek tek tespit ederek, ülkemize iadelerini sağlıyor.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Twitter'dan yaptığı açıklamada, ''Bakanlık görevine başladığımda iadesini sağladığımız ilk tarihi eser Gaziantep Zeugma'dandı. Bugün bu antik kentimiz kökenli bir eserin daha iadesini sağlıyor. Tarihi eser kaçakçılığı ile mücadelemiz devam edecektir'' dedi.

 


27 Nisan 2023 Perşembe

YAZAR VIKAS SWARUP TÜRKİYE'de

YAZAR VIKAS SWARUP TÜRKİYE'de OKURLARIYLA BULUŞTU

Tüm dünyada izlenen ve 8 dalda Oscar ödülü sahibi olan 2008 yapımı ''Slumdog Millionaire'' filmine uyarlanan ''QA'' kitabının yazarı Vikas Swarup Türkiye'de okurlarıyla buluştu.


Rami Kütüphanesi'nde okurlarıyla buluşan yazar, ''Türkiye benim ilk göz ağrım ve görev yerimdir. İlk görev her zaman çok özeldir. Çünkü tüm geleceğiniz şekillenir'' dedi. 

Geçmiş yıllarda Ankara'da Hindistan Büyükelçiliği'nde diplomat olarak çalışan ve Hindistan Dışişleri Bakanlığı Müsteşarlığı yapan yazar, Türkiye yılları, yazarlığa başlama öyküsü ve kendisiyle özdeşleşen 
''Slumdog Millionaire'' Milyoner filmine dair soruları yanıtladı. 

Büyükelçi Sunel'in sorularını yanıtlarken iki ülkenin birbirine birçok açıdan çok yakın olduklarını belirten Swarup, Türkiye'de 3 yıl yaşadığını, dönemin başbakanı Turgut Özal ve Rajiv Gandhi'nin dostluk ilişkisi kurmuş olduklarını belirtti. Bu 3 yılın iki ülke arasındaki ilişkilerin sıkılaşma yılları olduğunu, kendisininde eşiyle birlikte Türk kültürü ve Türk mutfağını keyifle keşfettiklerini sözlerine ekledi.


Swarup, diplomat ve yazar olmanın zorluklarına ilişkin kendisine yöneltilen soruya, ''Birincisi insanlar sizin hem diplomat hem yazar olabileceğinize pek inanamıyor. İkinci zorluk, kendi mesleğinizin dışında başka bir iş yaptığınızda devletiniz, asıl işinizi aksattığınızı düşünebiliyor. Üçüncüsü ise resmi görevinizden ötürü her istediğinizi yazamıyorsunuz'' sözleriyle yanıt verdi. 

''QA'' kitabının uyarlandığı Milyoner filminin Oscar ödüllerini aldığındaki hislerini ''Kitabım filme uyarlanmasıyla birlikte bir nevi gelin olarak gitti ve filmin yayınlanmasının ardından bir damadım oldu. Filmin bu kadar ödül kazanmasını izleyince çok değişik duygular yaşadım. En iyi film ödülü için sahneye çıktığımızda herkes seyircilere bakarken bir tek ben tavana bakıyordum. Kendi kendime, bir diplomat olarak burada ne işim var demiştim'' sözleriyle ifade etti.

Hindistan'daki Büyükelçilik görevi devam eden yazar, etkinliğin ardından kitaplarını okurları için imzaladı. 
 

''KAR ve AYI'' FİLMİNE AMERİKAN'dan BÜYÜK ÖDÜL

SELCEN ERGUN'un ''KAR ve AYI'' FİLMİNE ÖDÜL YAĞMURU

Selcen Ergun'un ilk uzun metrajlı filmi ''Kar ve ayı'' Amerika'nın en önemli festivallerinden biri olan 66. San Francisco Uluslararası Film Festivali'nde ''Yeni Yönetmenler Ödülü''nü aldı.


Filmin başrollerinde Merve Dizdar ve Saygın Soysal yer almakta. Senaryosunu Selcen Ergun ve Yeşim Aslan'ın birlikte kaleme aldığı film, kışın bitmediği uzak bir kasabaya atanan genç bir hemşirenin oradaki erk ilişkileri, sır ortaklıkları ve şüpheyle yüzleşme hikayesini anlatıyor.


Film dünya prömiyerini 47. Toronto Uluslararası Film Festivali'nde, Türkiye prömiyerini ise 59. Antalya Altın Portakal Fim Festivali'nde gerçekleştirdi. Antalya'dan '' En İyi İlk Film'' ve ''En İyi Kadın Oyuncu'' ödülleriyle dönen ''Kar ve Ayı'', Belgrad Uluslararası Film Festivali'nde ''Eleştirmenler Ödülü'', Brüksel Cinemamed Uluslararası Film Festivali'nde Cineuropa Ödülü'nü kazanarak büyük bir başarıya imza attı.


66. San Francisco Uluslararası Film Festivali'nde, ilk ve ikinci filmlere açık olan ''Yeni Yönetmenler'' başlıklı uluslararası bölümde de gösterilen film, yarışmanın büyük ödülü olan ''Yeni Yönetmenler Ödülü''nün de sahibi oldu.

Jüri açıkladığı gerekçeli kararında filmin atmosfere, gerilime ve karakter gelişimine keskin ve incelikli bakışını yansıttığını ve yönetmenin hassas yönetimi sayesinde ana karakterin, bitmek bilmeyen bir kışta gerçeği ararken izleyicinin de onunla birlikte ürperdiğini belirtti.