ulusal ajans etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ulusal ajans etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Haziran 2015 Perşembe

2 Ağustos 2014 Cumartesi

YAŞAYAN BİR EFSANE: "RESSAM MEHMET UZEL"

MEHMET UZEL
                                              1927-…  Sivas
Ressam Mehmet UZEL
          Evimiz doğuya bakar güneş doğar odadaki kireç duvarlara resim yaparım. Ailem üzüntüyle Üsküdar’lı şehit ressam Hasan Rıza Beyi düşünerek onunda duvarlara resim yaptığını, resim sanatının ailemizde üzüntüye neden oluşunun sebebi büyük amcamız Hasan Rıza Beyi bulgurların Edirne de katlettiği acıyla anar. 
            Miralay Şekip Beyin oğlu,  Mehmet Bey dedem Viyana da ünlü batisörü ustası.  Sivas’a döndü ermenlere paskalya çörekleri yapıyordu. Çörek kalıpları abanoz üzerinde güvercinler, balıklar ve kuşlar ve İsa motifleri gördüm.  
            Amcam ve babam paskalya çörekleri ve pastalar yaptılar. Ben eve sepetle çörek taşırdım. Etrafımda kedi ve köpeklerle eve giderdim. Çöreğin için den birini resim sanarak duvara çiviyle çaktım aile ve yakınlarımız beni tuhaf bulmaya başladılar.
            1942:Sivas’ta cumhuriyet kıraat hanesi. Herkes Cumhuriyet Gazetesinde bir ilanla geldi Walt Disney resim yarışması kurallarını inceledik katılmama karar verildi.  Walt Disney’in isteği:
1-Canlı objeler 
2-Bitkiler 
3-Taşlar
Ressam Mehmet UZEL
            Canlı objeler: Sivas’ta büyük değirmen tepeden inen yolda arabaları seyrettim. Yokuş aşağı at arabasını arkadan gördüm. Kasada buğday çuvalları yokuşta araba kaymasın diye direnin arabacı ve atın başı önde görünüyor. 
            İleride büyük değirmen içi karanlık damda insanlar,  gökyüzünde karakargalar dolaşıyor bu resmi desen olarak yaptım. Bu resmi guaj boya ile boyadım.
            Bitkiler: (Bardakta Zambak ) mor,mavi tonlar damarlar gerçek görünümde desenler çizdim birini de guajla boyadım.Bu resimleri Walt Disney stüdyosu   Newyork’a  gönderdik. 
            Aylar sonra mektup aldık. Orta sondayım yarışmayı kazandım. Mektup da Walt Disney (bana  dahi çocuk diyor.)  Ama ailem Newyork’a gönderemedi. Çok üzüldüm. 
            Bu bilgiyi G.S Akademisine bildirdiler Laleli de Rum bir bayanın pansiyonunu buldular. Ona da ailem göndermedi.
            Sonra ki okullar, da bir çok ders tepeden bakan öğretmenler yüzünden başarılı olamadım. Halen ruhsal semptomlar içindeyim. 1950 - 1953'de Gazi Eğitim Enstitüsü Resim Bölümünde öğrenci iken; Hocam Refik Epikman, (Sen benden üstünsün, kimseye söyleme, bildiğini yap) dedi.
Ressam Mehmet UZEL 
Tatil dönüşü son sınıf da (Ölüm Tarlası) ismini koyduğum 60x80 bir resim okula götürdüm. Sivas da çiftçi arkadaşımı çift sürerken yıldırım çarptı. Öküzde öldü. Resmi hocalar gördü sinirle bizi üzmeye hakkın yok bu olayı neden bize yansıttın bizi güldürecek konular yap deli misin ama Refik Epikman çok beğendi (“Sen (Nicola Poussien)sin Onunla ilgilen dedi.”) Hocam adresini var mı?, mektup yazacağım. Güldüler. Nicola Poussien 1584-1665. Okul bitti Van Lisesi’nde çalıştım.  Sivas Lisesi’nde çalıştım.
Ben, öğrencilerimin çoğu Sivaslı bana hayranlıkla sevgi duyarlar onların abisiyim. Lise 2de soğuk aralık ayında öğrencime hasta ve titriyor haldeyken kazağımı giydirdim. Suç oldu. Müfettişler geldiler sorguladılar kendilerine utanç verici cevap verdim konu kapandı. Nisan da bir müfettiş geldi sizi Fransa’ya gönderceğiz dediler gönderdiler. Bakanlıktan Emin Bilgiç, sizi takdir ediyoruz sanatını beğeniyoruz ama “Bizden misiniz” dediler. Cevap veremedim. Ama resim çalışmalarıma devam ettim. Dış İşleri Bakanlığı, Kültür Bakanlığı ve Devlette ait müzede 12 resmim gözüküyor. 3 teşhir ediliyor. 2si kopya. Ama yine Amerika . Pazardan aldığım Jacson Pollook resmini Newyork  Sothebys ‘e  Cd ile gönderdim. Hırsızlık sandılar. Nereden aldın demişlerdi Suudi Arabia dan geldi dedim.3 sene sonra benim resimlerimi gördüler. 
Tobies Meyer , Alican Ertuk ve Metropolitan üyeleri ressamınız harika o yalan söylemez. Poollok ile onun Kitap Okuyan Kız, Genç Balıkçı resmini müzahiyedeye koyacağız. Baskı için gerekli isteklerini bir dosyaya Cdler ve transbaran  fotograflarla  gönderdik.  Newyork da kayboldu. Tobies Meyer , Alican Ertuk ve Metropolitan Müzeun uzmanları Pollook resminin   1937 de Mahattın da Zeplin kazası.
            Ressamınız da Comtanporarir Art Genius Artst diye selam aldım onlardan. Bütün başarılarım ülkemizde takdir edilmedi. Ankara da  Pollook resmini benim yaptığımı söyleyen hasta insanlar arasındayım.
            ***
            RESSAM MEHMET UZEL & İLETİŞİM BİLGİLERİ:
            GSM TEL: 0536 483 28 18
            EV     TEL: 0312 417 52 62
            e.MAİL    : ressammehmetuzel@gmail.com
            ***
MEHMET UZEL
(BİR SERGİ DAVETİYESİ’NDEN)
Ressam Mehmet UZEL
            Tatildeki Evimiz
1927 yılında Sivas’ta doğdu. (1942) Valt Disney Stüdyolarında çalışmaya davet edildi. (1947) Devlet Resim Heykel Sergisine katıldı. (1953) Sivas’ta kişisel sergi, (Gazi Üniversitesi) Resim Bölümünü bitirdi, karma sergilere katıldı. (1963-1973) Çalışma ve arayışlarını sürdürdü, portreler yaptı, kendine özgü etkileriyle ilgi gördü, (1973-1974) Devlet Resim Heykel Galerisinde kişisel sergi.
(1975) Resim Heykel Müzesine resmi konuldu, (1976) Devlet Sergilerinde resimleri bakanlıklar tarafından satın alındı. Amerika’lı koleksiyoncu Macc Aarons 19 Resmini satın aldı, New York’ta 5. Cadde’deki galerisine uzman sanatçı ve restoratör olarak davet etti. Avrupa ülkelerinde açılan gezici sergilere katıldı, ilgi gördü.
Çekoslovakya Cumhurbaşkanı için bir resim satın alındı. Yurt dışı temsilciliklerimizde, büyükelçiliklerde, New York, Los Angeles, Sidney, Münih ve Prag’da özel koleksiyonlarda resimleri var, (1977) Kültür ve Dışişleri bakanlıkları koleksiyonlarına çok sayıda resimleri alındı.
Kanadalı koleksiyoncu Mr. Reed (sarı Sokak) adlı resmini aldı. 
Ressam Mehmet UZEL
               "Kedimiz" 
Mr. Richard Avedikyan ve Sami Davis Jr. Koleksiyonunda resimleri var, (1977-1981) Devlet Resim Heykel Sergilerine ve Karma Sergilere katıldı. (1981) Atatürk’ün 100. Yıl Kutlama Yarışmasında ödül aldı, resmi satın alındı. İzmir Füzen Galerisinde kişisel sergi..
(1982) Paris Galeri St. Etien’e davet edildi. Ankara Galeri Artizan’da Fikret Mualla, Avni Arbaş ve bazı sanatçılarla karma sergiye katıldı. Monaco Bienaline katıldı, davet edildi, (1983) Vakko Resim yarışmasında ödül aldı. Ankara Vakko Galerisinde kişisel sergi. Antik kentlerde ve Bodrum Müzesinde resimler yaptı. Marmaris, Ayvalık ve İzmir sokaklarında yaptığı otantik çalışmaları çok ilgi gördü.
Vitali Hakko koleksiyonunda ve özel koleksiyonlarda resimleri var.
(1984) Ankara Galeri Mige’de kişisel sergi. Bolu resim yarışmasında ödül aldı, resmi Bolu Müzesine konuldu. (1984-1987) Türkiye Petrolleri Resim yarışmalarına katıldı, (1987) Türk Amerikan Derneğinde kişisel sergi ve karma sergiler, (1988) Ankara Şerekbank’ta kişisel sergi. (1989) Ankara Arda Galeri’de karma sergi, (1990-1991) İstanbul Antik A. Ş. Müzayedesinde resimleri satıldı, (1992-1993) Ülkemizdeki antik kentlerin görüntülerini yansıtan çalışmalar yaptı. (1993-1995) “Çin vazolarında çiçekler” serisini gerçekleştirdi ve portreler yaptı (1995) Galeri Valencia’da kişisel sergi.
Galeri Valencia
Arjantin Caddesi Halıcı S. 3/A 06700 G.O.P. – ANKARA
Tel: 0 (312) 427 69 14
***
Ressam Mehmet UZEL'in Tablolarından bir kaç örnek:
Sivas Lisesi'nde Büyük ATATÜRK'ün Yatak Odası
Ressam Mehmet UZEL 
Kitap Okuyan Kız (70 x 100, Tuval Akrilik)
Ressam Mehmet UZEL 
Genç Balıkçı, (Tuval-100 x 110) Ressam Mehmet UZEL

24 Nisan 2014 Perşembe

FINE ART & FUNDA TÜMER "BASIN BÜLTENİ" BAŞKENT'TE BÜYÜK SERGİ

B A S I N   B Ü L T E N İ
BAŞKENT'TE BÜYÜK SERGİ
7 Sanatçının Toplam 82 Eserine Yer Verilecek Serginin Geliri Türkiye Sakatlar Derneği Ankara Şubesi'ne Bağışlanacak
Beypazarı Belediyesi Eski Belediye Başkanı Cengiz Özalp ve Yeni Başkan Tuncer Kaplan önderliğinde ve Fine Art Sanat Birliği başkanı Funda Tümer küratörlüğünde  Sosyal Sorumluluk Projesi kapsamında  Başkent Ankara’da Seramik & Resim Sergisi düzenlendi.
Serginin açılışını 
Beypazarı Belediye Başkanı
Tuncer Kaplan 
gerçekleştirdi.
Polart Sanat Galerisi’nin ev sahipliği yaptığı sergide Sanatçılar Erdinç Sakin, Ersoy Yılmaz, Fehnur İpek, Funda Tümer, Mürüvet Eser Sarı, Nedret Suna ve Tuğrul Emre Feyzoğlu tarafından hazırlanmış özel koleksiyonlardan oluşan toplam 82 eser sergilenmektedir.
Eserlerin satışından elde edilecek gelir Türkiye Sakatlar Derneği Ankara Şubesi’ne bağışlanacaktır.
Açılışta Başta Siyaset Dünyası, İş Adamları, Akademisyenler ,Sanat  ve Basın olmak üzere birçok konuk yer almıştır.
Açılışı gerçekleştiren Başkan Tuncer Kaplan her sanatçıyla tek tek ve özenli bir şekilde ilgilenmiş ve eserler hakkında detaylı bilgi alarak Sanatın ve Sanatçıların önemini vurgulamış ve Sosyal Projelere verdikleri desteklere değinerek: ‘Sanat bir toplumun uygarlığa giden yolda en önemli kılavuzlarından biridir. Sanattan ve sanatçılardan uzak bir toplumun algıları, tutumları, davranışları ve bireysel gelişimleri olgunlaşamaz. Bu açıdan bakınca yerel yönetimlerin toplumu sanatla buluşturması sadece bir sosyal faaliyetten ibaret olmadığı,  bu buluşturma ve kaynaştırmanın onun asli görevlerinden biri olduğu gerçeği de ortaya çıkmaktadır.’ İfadesini kullanmıştır.
Sergi 29 Nisan tarihine kadar sanatseverler ve duyarlı vatandaşlarımızla buluşmayı bekliyor.



4 Mart 2014 Salı

Karadeniz’den çıkan nadide yeteneklerden biri "BORA DERVİŞOĞLU" Ressam

Karadeniz’den çıkan nadide yeteneklerden biri
BORA DERVİŞOĞLU
Ressam
Sanatçı 1973 yılında Trabzon’da doğdu.
1998 yılında Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim-İş Öğretmenliği Bölümünden mezun oldu. 1999-2001 yılları arası Gümüşhane Şiran Yatılı İlköğretim Okulu’nda görev yaptı.
2001 yılından beri Trabzon Akçaabat Söğütlü Ortaokulu’nda görevine devam etmektedir.
‘Resim yapmak çocukluğumun içinde hep hayallerimi süsleyen bir sanat olmuştur. Tuval karşısında çalışan Babam Atilla DERVİŞOĞLU’ nu seyretmek bana ayrı bir dünya oluşturmuştur. Resim hayatımda hep var olacaktır. Çünkü ben resim öğretmeniyim ve hayallerimi düşüncelerimi engin ufuklarımı hem öğrencilerimle hem de dostlarımla paylaşmak bana haz veriyor. Bazen saatlerce tuvalin karşısından kalkmamak sonunda beynimdeki o dünyayı tuvale aktarmak bana mutluluk veren en önemli şeydir.  Arşivimde binlerce kuş resmi var. Kuşları incelemek onların üzerindeki renklerin büyüsünü görmek beni resim yapmaya başka bir heyecan ile yönlendirmiştir. Kuşları seviyorum her zamanda tablolarımda vazgeçilmez tema olarak kalacaktır’ diyor sanatçı.
Kuş ve çiçek temasını çoğu zaman aynı karede buluşturuyor. İşin içine renkleri de dahil ettiği an muhteşem bir kompozisyonla karşılaşıyorsunuz. Renkleri kullanışı ve sağladığı uyum görülmeye değer bir başarı. Sanatçı kimi zaman kuşlarını işlerken geometrik kompozisyonlarda katıyor eserlerine. Bu kompozisyonlara baktığınızda 20. yüzyıl başındaki temsile dayalı sanat anlayışından saparak devrim yapan Fransız sanat akımı olan Kübizm’in etkisini de görmeniz mümkün bu eserlerinde.
 Sanatçının kendine has renk kullanışı, renklerde elde ettiği başarılı geçişler ve uyum vazgeçilmezim dediği 2 teması ile buluştuğu an yüzlerce eser içinde dahi olsa Bora Dervişoğlu fırçasını tanıyorsunuz.
Birçok karma sergide yer alan sanatçının en büyük hayallerinden biri babası Atilla Dervişoğlu ile birlikte ‘BABA OĞUL’ adını vereceği bir aile sergisi açmak.
Bora Dervişoğlu sadece yeteneği ve eserleri ile dikkat çeken bir sanatçı değildir. Bir sanatçı da olması gereken mütevazi ve beyefendi kişiliği, kendini geliştirmek için her an gösterdiği çalışma azmi ile de dikkat çeken bir isimdir.
Tanıdığım günden itibaren çalışmalarını yakından takip ettiğim sanatçı dostumun her geçen gün başarı merdivenlerini hızla çıkacağına olan inancım sebebi ile hakkında yazmak benim için bir onurdur.
Sevgilerimle,
Funda TÜMER
Seramik Sanatçısı& Ressam
***
Karadenizli Ressam 
Bora DERVİŞOĞLU'nun Eserlerinden
ÖRNEKLER & SEÇMELER
BORA DERVİŞOĞLU, RESSAM
BORA DERVİŞOĞLU, RESSAM
BORA DERVİŞOĞLU, RESSAM
BORA DERVİŞOĞLU, RESSAM

24 Şubat 2014 Pazartesi

BURSA KÜLTÜR SANAT Fine Art Sanat Birliği Karma Resim & Seramik Sergisi

BURSA KÜLTÜR SANAT
Fine Art Sanat Birliği Karma Resim & Seramik Sergisi
BAŞLANGIÇ : 15 Ocak 2014
BİTİŞ              : 15 Şubat 2014
SAAT              : 10:00
YER                : Kent Meydanı AVM
Bu etkinliğe katılıyor musun? 
Fine Art Sanat Birliği Karma Resim & Seramik Sergisi?
Bütün BURSA halkı bu etkinliğe davetlidir..
Etkinlik Description
Aralarında ressam Nedret Suna ve seramik sanatçısı Ersoy Yılmaz’ın olduğu 13 sanatçının eserlerinden oluşan karma resim & seramik sergisi Kent Meydanı AVM -3 Katı’nda bulunan Sanat Galerisi’nde açıldı.
Fine Art Sanat Birliği Başkanı Funda Tümer küratörlüğü’nde Kent Meydanı AVM Sanat Galerisi’nde açılan sergide, 13 sanatçının 45 eseri sergileniyor.
Sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği sergide, ressamlar Nedret Suna, Eser Sarı, Mevlüde Varol, Rabia Bıdı, Çetin Kul, Erten Konyar, Jonal Buenafe ve ressam Süheyla Yılmaz San’dan benzersiz keçe çalışmaları, Erdinç Sakin ve Funda Tümer’den karışık teknik uygulamalar ile farklı eserler, seramik sanatçıları Ersoy Yılmaz ve Seyhan Yılmaz’dan eşsiz seramik çalışmalar sergileniyor.
Genç sanatçıların da teşvik edildiği karma resim ve seramik sergisinde, eğitimine devam eden sanatçı adayı Elif Nadas’ın yaptığı tablolara da yer verildi.
Farklı tarzdaki eserlerin yer aldığı sergi, 30 Ocak’a kadar Kent Meydanı AVM -3 Katı’nda bulunan Sanat Galerisi’nde gezilebilecek.

31 Ocak 2014 Cuma

Kaplumbağa Terbiyecisi'nin öyküsü..

Kaplumbağa Terbiyecisi'nin öyküsü..
Bir Cinayet ve İflasın Hikayesi; Kaplumbağa Terbiyecisi Ne Anlatıyor?
12 Aralık 2004 Pazar. İstanbul Swissotel'de yapılacak müzayede tüm basının ilgisini çekmişti. Haftalardır gazeteler, televizyonlar hatta magazin dergileri bu müzayedede satışa çıkacak olan bir tablodan söz ediliyordu. Türkiye'nin sayılı zengin ailelerinin temsilcileri müzayede salonuna gelmişti. Basın mensupları da yerlerini aldı. Bütün salona heyecanlı bir bekleyiş hakimdi.
1959 yılı. Şişli'deki bir köşk, polis ekiplerince mühürlendi. Bu evde ünlü bir armatör yaşıyordu: Saim Birkök. Hayatı boyunca hiç evlenmemişti. Askerlik arkadaşının kendi adını verdiği oğlunu evlat edindi. Onu yetiştirmeye çalıştı. Okuması için İsviçre'ye gönderdi. Bütün servetini ve sahip olduğu tersaneyi ona bırakmayı düşünüyordu. Ancak Balat'taki tersanede çıkan bir tartışmada manevi oğlunu tek kurşunla öldürdü. Bu olay yaşandığında Saim Birkan 76 yaşında, ölen manevi oğlu Saim Gökoğlu 45 yaşındaydı.
1960 yılının ilk ayları. Profesör Mustafa Cezar, bir araştırma sırasında, Şişli'de mühürlü bir evde, sanatsal değerinin yanında tarihi değeri de yüksek olan, kırktan fazla tablonun varlığını öğrendi. Köşkün sahibi Saim Birkök, resme meraklı bir sanat severdi. Ancak işlediği cinayetten dolayı Sultanahmet Cezaevi'nde yatmaktaydı. Profesör, tabloların fotoğraflarını çekmek için köşkün sahibinden izin almak zorundaydı. Hapishaneyi ziyaret edip Saim Birkök'ten izini aldı. Mühürlü kapı kısa hakim eşliğinde açıldı. Kapı aralanıp ışıklar yanınca, toz toprak arasından muhteşem bir hazine çıkmıştı. "Kaplumbağa Terbiyecisi" başta olmak üzere beş tanesi Osman Hamdi Bey'e ait kırk tablo gün yüzüne çıkmıştı. Tabloların fotoğrafları çekildi. Sonra köşkün kapısı tekrar mühürlendi. Profesör Mustafa Cezar, çektiği bu fotoğrafları kitabında yayınladı. Böylelikle ilk defa bu tablonun gerçek bir görüntüsü ortaya çıkmıştı.
1961 yılı. Kanser hastası Birkök, durumu ağırlaştığı gerekçesi ile salıverildi. Zaten bir süre sonra vefat etti. Arkasından büyük bir miras kavgası başladı. Tablolar, anlaşmazlık durumundan dolayı  Resim Heykel Müzesi'ne teslim edildi. Kaplumbağa Terbiyecisi de, 20 yıl kadar sonra, açık artırmayla Erol Aksoy'un eline geçecekti. Erol Aksoy, tabloyu sahibi olduğu İktisat Bankasının koleksiyonuna ekledi.
12 Aralık 2004 Pazar. İktisat Bankasının koleksiyonunda olan  "Kaplumbağa Terbiyecisi" isimli tabloya, bankanın batması sebebiyle TMSF tarafından el konulmuştu. Müzayede başladığında çekişme yeni kurulan iki müze arasında geçiyordu; İstanbul Modern ve Pera Müzesi. Rakam çok yukarılara çıktı; öyle ki son teklif 5 trilyon lirayı gösterecek tabela yoktu. Demek ki müzayedeyi gerçekleştirenler bile bu kadarını beklemiyordu. Kaplumbağa Terbiyecisinin yeni sahibi Pera Müzesi oldu. Ödenen 5 trilyon, Türk resim sanatı için bir rekordu. Bu yüksek ücret, tablonun ününe ün kattı.
Günümüzde, sokaktaki vatandaştan profesörüne, üniversite öğrencisinden ev hanımına kadar herkesin bildiği bir yapıta dönüştü Osman Hamdi Bey'in "Kaplumbağa Terbiyecisi". Puzzleları, reprodüksüyonları yok satıyor, dizi sahnelerinde, karikatürlerde karşımıza çıkıyor. Türkiye'nin bir nevi Mona Lisa'sı haline geldi.
Aslında Kaplumbağa Terbiyecisi'nin bir de ikizi var. Osman Hamdi Bey, birçok oryantalist ressam gibi beğendiği tabloyu bir kez daha çizmişti. Şimdiye kadar anlattığımız 1906 yılında çizilen ilk tablonun hikayesiydi. 1907 yılında ise resmi tekrar çizdi. 2. versiyon bir şekilde Londra'ya kadar gitmişti. Erol Simavi 1984 yılında bu resmi 100 bin dolara satın aldı. Halen Belma Simavi'nin koleksiyonunda bulunan tablo, Sakıp Sabancı Müzesinde sergileniyor.
Resmin iki versiyonu arasında  farklar var; kaplumbağaların sayıları ve yerleri, duvarda asılı olan Allah ve Muhammed yazılı tablo, yerde duran vazo ve pencere kemeri gibi.
Peki tablo bize ne anlatıyor?
Tabloda gördüğümüz erkek figürü Osman Hamdi Bey'in kendisidir. Çoğunlukla, resmini çizeceği ortamda, doğuya özgü kıyafetler giyip kendi fotoğrafını çektirir. Sonra fotoğrafa bakarak yapar resimlerini. Kaplumbağa Terbiyecisi de  bu şekilde çizilmiştir.
Tablodaki mekan, Bursa'daki Yeşil Cami'dir. Osman Hamdi Bey çizime burada başlamış, daha sonra çekilen fotoğraf yardımıyla kendi atölyesinde bitirmiştir.
Peki "Kaplumbağa Terbiyecisi" bize neyi anlatıyor? Bunu anlamak için tabloyu incelemeye başlayalım.
Öncelikle neler görüyoruz?
Kırmızı kaftan giymiş, derviş kıyafetleri içinde sakallı, kambur yaşlı bir adam...
Bakımsız bir odada, marul yiyen kaplumbağalara bakıyor. Ama biraz düşünceli, karamsar ve yorgun bir bakış bu.
Sırtında bir nakkare (yarım küre biçiminde küçük bir davuldan oluşan vurmalı bir çalgı, Mevlevi müziğinin dört temel çalgısından da birisi) asılı ve buna bağlı mızrap (nakkareyi çalmaya yarayan nesne) boynundan aşağı sarkmış.
Ellerini arkasında kavuşturmuş, bir neyi tutuyor. Kırbaç değil de neden ney? Anlaşılan kaplumbağaları ney üfleyerek, nakkare çalarak yani musikiden yararlanarak terbiye etmeye çabalıyor.
Ama yaşlı adamın ney'i tutuşuna daha dikkatli bakacak olursak, neyi üfleme hazırlığında değil sanki vazgeçmiş, çabaları sonuçsuz kalmış.
Bize verilmek istenen mesajın ne olduğunu doğru yorumlamak için, Osman Hamdi Bey'in hayatı hakkında biraz bilgi sahibi olmalıyız.
Osman Hamdi Bey, ilk Türk arkeoloğudur. Dünyaca ünlü İskender Lahidi’ni bulan ve İstanbul'a getiren kişidir.
Çağdaş Türk müzeciliğinin öncülerindendir. İstanbul arkeoloji müzesinin kurucusu ve ilk müze müdürüdür.
Sanayi-i Nefise Mekteb-i Alisi'ni yani Güzel Sanatlar Akademisi'nin kurucusudur.Ayrıca modern anlamda ilk Türk ressamlarından birisidir ve Türk resminde figürlü kompozisyon kullanan ilk ressamdır.
Bu durumu Emre Caner bir romanında şöyle açıklamıştır:
"Osman Hamdi de hayatı boyunca kimsenin bilmediği meslekler yapmıştı. Ressam olmuştu en başta. Sonra müze müdürü. Bir arkeolog. Ardından da güzel sanatlar akademisi müdürü. Onun kaplumbağa terbiyecisinden bir farkı yoktu aslında!"
Osman Hamdi Bey, tüm bunları sanatı ve sanatçıyı önemsemeyen, antik eserlere hiç değer vermeyen bir toplumda başarmıştı. Devlet kurumları hatta toplumun kendisi, sürekli kendisine yeni engeller çıkarmış, değişime, modernleşmeye direnmişti.
İşte tablodaki kaplumbağalar; devletin hantal işleyen bürokrasisi ve değişime direnen, ağır aksak ilerleyen toplumun kendisiydi. Yaşlı dervişin kendisi olduğunu söylemiştik. Bütün bu duruma kızan Osman Hamdi Bey, derviş de olsa sabrının bir sonu olduğunu göstermiş oluyor.
Osman Hamdi Bey'in, bu tablo yapılırken nereden esinlendiği de ortaya çıkmıştır. Şimdi Fransız Le Tour du Monde'nin 1869 yılındaki bir sayısında çıkan gravürü inceleyelim.
1869 yılında Bağdat Valisi Mithat Paşa’nın hizmetinde çalışan babasına gönderdiği mektupta, Le Tour de Monde dergisini severek okuduğundan bahseden Osman Hamdi Bey’in bu çalışmadan esinlenmesi gayet olası gözüküyor.
Benzerlikler dikkat çekici olsa da Osman Hamdi Bey'in Kaplumbağa Terbiyecisi, renklerin ve ışığın kullanımı, tablonun derinliği ve verdiği mesajla öncülünden çok daha kıymetli.
 
Osman Hamdi Bey'in eserlerinden bazıları: 
Kuran Okuyan Adam
Mihrab
Gebze'den Manzara
Silah Taciri
Kahve Ocağı
İki Müzisyen Kız
Gezintide kadınlar
Ab-ı Hayat Çeşmesi
Türbe Ziyaretinde İki Genç Kız
Genç kız portresi

30 Ocak 2014 Perşembe

Kaplumbağa Terbiyecisi'nin öyküsü.. II. VERSİYON

Kaplumbağa Terbiyecisi'nin öyküsü..
Bir Cinayet ve İflasın Hikayesi; Kaplumbağa Terbiyecisi Ne Anlatıyor?
12 Aralık 2004 Pazar. İstanbul Swissotel'de yapılacak müzayede tüm basının ilgisini çekmişti. Haftalardır gazeteler, televizyonlar hatta magazin dergileri bu müzayedede satışa çıkacak olan bir tablodan söz ediliyordu. Türkiye'nin sayılı zengin ailelerinin temsilcileri müzayede salonuna gelmişti. Basın mensupları da yerlerini aldı. Bütün salona heyecanlı bir bekleyiş hakimdi.
1959 yılı. Şişli'deki bir köşk, polis ekiplerince mühürlendi. Bu evde ünlü bir armatör yaşıyordu: Saim Birkök. Hayatı boyunca hiç evlenmemişti. Askerlik arkadaşının kendi adını verdiği oğlunu evlat edindi. Onu yetiştirmeye çalıştı. Okuması için İsviçre'ye gönderdi. Bütün servetini ve sahip olduğu tersaneyi ona bırakmayı düşünüyordu. Ancak Balat'taki tersanede çıkan bir tartışmada manevi oğlunu tek kurşunla öldürdü. Bu olay yaşandığında Saim Birkan 76 yaşında, ölen manevi oğlu Saim Gökoğlu 45 yaşındaydı.
1960 yılının ilk ayları. Profesör Mustafa Cezar, bir araştırma sırasında, Şişli'de mühürlü bir evde, sanatsal değerinin yanında tarihi değeri de yüksek olan, kırktan fazla tablonun varlığını öğrendi. Köşkün sahibi Saim Birkök, resme meraklı bir sanat severdi. Ancak işlediği cinayetten dolayı Sultanahmet Cezaevi'nde yatmaktaydı. Profesör, tabloların fotoğraflarını çekmek için köşkün sahibinden izin almak zorundaydı. Hapishaneyi ziyaret edip Saim Birkök'ten izini aldı. Mühürlü kapı kısa hakim eşliğinde açıldı. Kapı aralanıp ışıklar yanınca, toz toprak arasından muhteşem bir hazine çıkmıştı. "Kaplumbağa Terbiyecisi" başta olmak üzere beş tanesi Osman Hamdi Bey'e ait kırk tablo gün yüzüne çıkmıştı. Tabloların fotoğrafları çekildi. Sonra köşkün kapısı tekrar mühürlendi. Profesör Mustafa Cezar, çektiği bu fotoğrafları kitabında yayınladı.
  Böylelikle ilk defa bu tablonun gerçek bir görüntüsü ortaya çıkmıştı.
1961 yılı. Kanser hastası Birkök, durumu ağırlaştığı gerekçesi ile salıverildi. Zaten bir süre sonra vefat etti. Arkasından büyük bir miras kavgası başladı. Tablolar, anlaşmazlık durumundan dolayı  Resim Heykel Müzesi'ne teslim edildi. Kaplumbağa Terbiyecisi de, 20 yıl kadar sonra, açık artırmayla Erol Aksoy'un eline geçecekti. Erol Aksoy, tabloyu sahibi olduğu İktisat Bankasının koleksiyonuna ekledi.
12 Aralık 2004 Pazar. İktisat Bankasının koleksiyonunda olan  "Kaplumbağa Terbiyecisi" isimli tabloya, bankanın batması sebebiyle TMSF tarafından el konulmuştu. Müzayede başladığında çekişme yeni kurulan iki müze arasında geçiyordu; İstanbul Modern ve Pera Müzesi. Rakam çok yukarılara çıktı; öyle ki son teklif 5 trilyon lirayı gösterecek tabela yoktu. Demek ki müzayedeyi gerçekleştirenler bile bu kadarını beklemiyordu. Kaplumbağa Terbiyecisinin yeni sahibi Pera Müzesi oldu. Ödenen 5 trilyon, Türk resim sanatı için bir rekordu. Bu yüksek ücret, tablonun ününe ün kattı. Günümüzde, sokaktaki vatandaştan profesörüne, üniversite öğrencisinden ev hanımına kadar herkesin bildiği bir yapıta dönüştü Osman Hamdi Bey'in "Kaplumbağa Terbiyecisi". Puzzleları, reprodüksüyonları yok satıyor, dizi sahnelerinde, karikatürlerde karşımıza çıkıyor. Türkiye'nin bir nevi Mona Lisa'sı haline geldi.
Aslında Kaplumbağa Terbiyecisi'nin bir de ikizi var. Osman Hamdi Bey, birçok oryantalist ressam gibi beğendiği tabloyu bir kez daha çizmişti. Şimdiye kadar anlattığımız 1906 yılında çizilen ilk tablonun hikayesiydi. 1907 yılında ise resmi tekrar çizdi. 2. versiyon bir şekilde Londra'ya kadar gitmişti. Erol Simavi 1984 yılında bu resmi 100 bin dolara satın aldı. Halen Belma Simavi'nin koleksiyonunda bulunan tablo, Sakıp Sabancı Müzesinde sergileniyor.
Resmin iki versiyonu arasında  farklar var; kaplumbağaların sayıları ve yerleri, duvarda asılı olan Allah ve Muhammed yazılı tablo, yerde duran vazo ve pencere kemeri gibi.
Peki tablo bize ne anlatıyor?
Tabloda gördüğümüz erkek figürü Osman Hamdi Bey'in kendisidir. Çoğunlukla, resmini çizeceği ortamda, doğuya özgü kıyafetler giyip kendi fotoğrafını çektirir. Sonra fotoğrafa bakarak yapar resimlerini. Kaplumbağa Terbiyecisi de  bu şekilde çizilmiştir.
Tablodaki mekan, Bursa'daki Yeşil Cami'dir. Osman Hamdi Bey çizime burada başlamış, daha sonra çekilen fotoğraf yardımıyla kendi atölyesinde bitirmiştir.
Peki "Kaplumbağa Terbiyecisi" bize neyi anlatıyor? Bunu anlamak için tabloyu incelemeye başlayalım.
Öncelikle neler görüyoruz?
Kırmızı kaftan giymiş, derviş kıyafetleri içinde sakallı, kambur yaşlı bir adam...
Bakımsız bir odada, marul yiyen kaplumbağalara bakıyor. Ama biraz düşünceli, karamsar ve yorgun bir bakış bu. Sırtında bir nakkare (yarım küre biçiminde küçük bir davuldan oluşan vurmalı bir çalgı, Mevlevi müziğinin dört temel çalgısından da birisi) asılı ve buna bağlı mızrap (nakkareyi çalmaya yarayan nesne) boynundan aşağı sarkmış. Ellerini arkasında kavuşturmuş, bir neyi tutuyor. Kırbaç değil de neden ney? Anlaşılan kaplumbağaları ney üfleyerek, nakkare çalarak yani musikiden yararlanarak terbiye etmeye çabalıyor. Ama yaşlı adamın ney'i tutuşuna daha dikkatli bakacak olursak, neyi üfleme hazırlığında değil sanki vazgeçmiş, çabaları sonuçsuz kalmış. Bize verilmek istenen mesajın ne olduğunu doğru yorumlamak için;
Osman Hamdi Bey'in hayatı hakkında biraz bilgi sahibi olmalıyız.
Osman Hamdi Bey, ilk Türk arkeoloğudur. Dünyaca ünlü İskender Lahidi’ni bulan ve İstanbul'a getiren kişidir. Çağdaş Türk müzeciliğinin öncülerindendir. İstanbul arkeoloji müzesinin kurucusu ve ilk müze müdürüdür. Sanayi-i Nefise Mekteb-i Alisi'ni yani Güzel Sanatlar Akademisi'nin kurucusudur.Ayrıca modern anlamda ilk Türk ressamlarından birisidir ve Türk resminde figürlü kompozisyon kullanan ilk ressamdır.
Bu durumu Emre Caner bir romanında şöyle açıklamıştır:
"Osman Hamdi de hayatı boyunca kimsenin bilmediği meslekler yapmıştı. Ressam olmuştu en başta. Sonra müze müdürü. Bir arkeolog. Ardından da güzel sanatlar akademisi müdürü. Onun kaplumbağa terbiyecisinden bir farkı yoktu aslında!"
Osman Hamdi Bey, tüm bunları sanatı ve sanatçıyı önemsemeyen, antik eserlere hiç değer vermeyen bir toplumda başarmıştı. Devlet kurumları hatta toplumun kendisi, sürekli kendisine yeni engeller çıkarmış, değişime, modernleşmeye direnmişti.
İşte tablodaki kaplumbağalar; devletin hantal işleyen bürokrasisi ve değişime direnen, ağır aksak ilerleyen toplumun kendisiydi. Yaşlı dervişin kendisi olduğunu söylemiştik. Bütün bu duruma kızan Osman Hamdi Bey, derviş de olsa sabrının bir sonu olduğunu göstermiş oluyor.
Osman Hamdi Bey'in, bu tablo yapılırken nereden esinlendiği de ortaya çıkmıştır. Şimdi Fransız Le Tour du Monde'nin 1869 yılındaki bir sayısında çıkan gravürü inceleyelim.
1869 yılında Bağdat Valisi Mithat Paşa’nın hizmetinde çalışan babasına gönderdiği mektupta, Le Tour de Monde dergisini severek okuduğundan bahseden Osman Hamdi Bey’in bu çalışmadan esinlenmesi gayet olası gözüküyor. Benzerlikler dikkat çekici olsa da Osman Hamdi Bey'in Kaplumbağa Terbiyecisi, renklerin ve ışığın kullanımı, tablonun derinliği ve verdiği mesajla öncülünden çok daha kıymetli.
Osman Hamdi Bey'in eserlerinden bazıları:
***
Kuran Okuyan Adam
Mihrab

Gebze'den Manzara
Silah Taciri

Kahve Ocağı

İki Müzisyen Kız

Gezintide kadınlar

Ab-ı Hayat Çeşmesi

Türbe Ziyaretinde İki Genç Kız
Genç kız portresi