Funda TÜMER Seramik Sanatçısı & Ressam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Funda TÜMER Seramik Sanatçısı & Ressam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ocak 2018 Perşembe

REALİST RESSAM & MEHMET CİRİL

REALİST RESSAM 
MEHMET CİRİL

Genç Kuşak sanatçılar arasında önemli bir yer edinen Mehmet CİRİL eserlerinde, Realizm ve Hiperrealizm'i görmek mümkün.

Sanatçı çalışmalarında bir fotoğraf yada modele bağlı kalmadan, hayalindeki gerçekliği yansıtmada oldukça başarılı. Uzun yıllar kara kalem üzerine çalışmalar yapan sanatçı, son yıllarda yağlıboya üzerine yoğunlaşmış çalışmaları ile de oldukça dikkat çekmekte.

Eserlerinde, insan figürlerinde neredeyse kusursuz bir ifade ile karşılaşıyorsunuz. Figürlerdeki güçlü bakışlar izleyiciyi adeta resmin içine çekiyor.

Sanatçının özellikle yağlıboya tablolarında, gerek figürlerin duruş ve ifadelerinde, gerek mekan tasvirinde, gerekse renklerin ahenk ile tuval üzerindeki bütünleşmelerinde,kendiliğinden ortaya çıkan Rönesans dönemi ressamlarının tadını yakalamak mümkün.

Ciril'in her fırça darbesinde, içsel dünyasındaki kurgularının, gerçekler ile bütünleşerek tuvale yansımasını görüyoruz. Eserlerinde sınır tanımayan bir hayalgücü, bazen güçlü bir mekan tasviri içinde, bazen sade bir fonda, yine bir o kadar güçlü duruş ve ifadeye sahip figürler ile izleyiciye aktarılıyor.

Sanatçı için resmin nasıl göründüğü kadar, içsel dünyasını nasıl aktardığı da önem taşıyor. Bu sayede izleyiciye sadece realist resimler değil, aynı zamanda içsel dünyasını da sunuyor.


5 Aralık 2017 Salı

AKADEMİLİ SANATÇILAR GRAZİA İTALYAN LEZZETLERİ' nde BULUŞUYOR

AKADEMİLİ SANATÇILAR GRAZİA İTALYAN LEZZETLERİ'NDE BULUŞUYOR
Genç işletmeci Eray Tontu ve eşi Çiğdem Tontu'nun sahibi olduğu Grazia muhteşem lezzetleri ile damaklara hitab etmenin yanı sıra, Sanat etkinlikleri ile de göz dolduruyor.
'Sanat Her Yerde Olmalı' misyonu ile mekanlarını her tür sanat etkinliklerine açan işletme, müzik ve şiir dinletileri, kitap tanıtımları ve dans gecelerinden sonra şimdi de bir Resim Sergisi'ne ev sahipliği yapacak..
Fine Art Sanat Birliği tarafından hazırlanan ve Başkan Funda Tümer'in küratörlüğünü üstlendiği sergi 'Akademili Sanatçılar Buluşması' adını taşıyor. 10 Akademili sanatçının, 3'ü Uluslararası ödüle sahip18 eseri'nin sergilenmesine ev sahipliği yapacak olan Grazia müşterilerine sanat şöleni izletmeye hazırlanıyor.
Sergi 12 Aralık 2017 Salı Günü, saat 18.00'da Grazia'nın lezzetlerinden oluşan kokteyl eşliğinde kapılarını açacak.

24 Kasım 2017 Cuma

Çalışmalarına 2017 Haziran Ayında başlanan proje, Fine Art Sanat Birliği Konsept Proje kapsamında hazırlanmış olup, Başkan Funda Tümer küratörlüğünde sanatseverler ile buluştu.

Sanat ve Duyu Proje Sergisi Görkemli Bir Gece İle Kapılarını Açtı
Çalışmalarına 2017 Haziran Ayında başlanan proje, Fine Art Sanat Birliği Konsept Proje kapsamında hazırlanmış olup, Başkan Funda Tümer küratörlüğünde sanatseverler ile buluştu.
Değerli iş adamlarımızdan Müfit Metin'in sahibi olduğu, Serpil Güvendik yönetimindeki Ankara'nın önemli sanat galerilerinden Grup Sanat Galerisi'nin ev sahipliğinde görkemli bir gece ile kapılarını açtı.
Sergide 1 Heykeltıraş ( Mükremin Altıkardeş ), 2 Seramik Sanatçısı ( Ersoy Yılmaz, Özgün Güneş Yılmaz ) ve 9 Ressam ( Berna Cordan, Bora Dervişoğlu, Fatoş Ötenen, Funda Tümer, Hülya Tuncel Ilgaz, Merve Kezik, Nurgül Baş Kılıç, Saliha Demiryürek, Yaprak Kurtoğlu ) olmak üzere toplam 12 değerli sanatçı yer almakta.
Sanatın toplum ve birey üzerindeki olumlu etkisine vurgu amaçlı siyah ve beyaz renk hakimiyetinde, her sanatçının kendi tarz ve yorumu ile hazırlanan eserler izleyiciler tarafından büyük ilgi gördü.
Açılışa başta, Yazar ve Eleştirmen Ümit Yaşar Gözüm, BRHD Eski Başkanı Mehmet Ali Doğan, TDHD Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Mıhçı, Türkoğlu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Cemali Serin, önemli sanatçılarımızdan Oğuz Kutdemir, Nedim Bilgiç, Ali Çağlayan, Monad Balkan, Derya Saatçioğlu, Aziz Özdemir, Cezmi Orhan, Hüzeyin Sertaş, Senarist ve Eleştirmen Serkan İşcanoğlu, AvivaSA Gurubunu temsilen Tuba Barışık, TC. Bilim Teknoloji ve Sanayi Bakanlığı temsilen Meryem Yayla, AV.Nevzat Boztaş, H. Avni Özdüzen, Gürün Okan gibi iş ve sanat dünyasından birçok önemli isim katıldı.
Sergi 17 Aralık 2017 tarihine kadar Grup Sanat Galerisi Ankara'da izlenebilecek. 

11 Kasım 2017 Cumartesi

'ART and SENSE' ' SANAT ve DUYU' PROJE SERGİSİ KAPILARINI AÇIYOR

'ART and SENSE' 'SANAT ve DUYU' PROJE SERGİSİ KAPILARINI AÇIYOR

Çalışmalarına 2017 Haziran ayında başlanan proje, Fine Art Sanat Birliği ''Konsept Proje'' kapsamında hazırlanmış olup, Başkan Funda Tümer küratörlüğünde sanatseverler ile buluşuyor. 

İş adamlarımızdan Müfit Metin'in sahibi olduğu, Serpil Güvendik yönetimindeki Ankara'nın önemli sanat galerilerinden Grup Sanat Galerisi'nin ev sahipliğinde, 17 Kasım 2017 Cuma günü kapılarını açıyor. 

Proje kapsamında 1 Heykeltıraş, 2 Seramik Sanatçısı ve 9 Ressam olmak üzere toplam 12 değerli sanatçı yer almakta. Sanatçılar eserlerini özel olarak, 5 aylık bir çalışma sürecinde hazırladılar. Toplam 50 eser sergilenecek. 

Projedeki tüm eserler sanatçıların kendilerine özgü tarz ve teknikleri ile siyah ve beyaz renk hâkimiyetinde hazırlanmış olup, sanatın toplum ve birey için ne denli önemli bir güç olduğunu gözler önüne seriyor. 

24 Ekim 2017 Salı

"DİJİTAL SANAT" - Küratör & Ressam, Funda TÜMER

DİJİTAL SANAT 
Funda TÜMER
Son yıllarda sanat dünyasında hızla yükselişe geçen Dijital Sanat ve sanatçıları, maalesef ki bu konuda yetersiz bilgiye sahip kişiler tarafından bilgisizce ve haksızca eleştiriliyor. Oysa ki teknoloji hayatımızın her alanına girmişken, yaratıcılığı daha da arttıran dijital sanat neden eleştirilir anlamış degilim. Bu sanatı icra eden kişiler daha az yetenekli değillerdir. Tam tersi yaratıcılıklarının daha güçlü olduğu ortadadır. Yapılan çalışma bilgisayar ile yapılıyor olsada, tasarımı düşünen, çizen, ışık-gölgeyi, dokuyu,  figürleri vs. çizen ve tasarlayan sanatçıdır. Bu sanat dalı ne tembel işidir, nede yeteneksizlik işidir. Bu teknik, sanatın gelişen teknoloji ile bir kolu olmuşdur. Baskı teknikleri içerisinde bir yer almışdır. Nasıl ki serigrafi, gravür gibi bir çok baskı tekniği resim sanatı içerisinde önemli bir yere sahiptir ve bu teknikler ile çok önemli isimler eserler üretmiştir, dijital sanatında gittikçe önemselleşen bir yeri bulunmaktadır.
Digital sanata eleştiri getirmeden önce, dünyadaki önemli temsilcilere ve ürettikleri eserlere bakmak gerek. Refik Anadol, dünyanın ilk görsel data heykeli olan 15x30 metre büyüklüğündeki Virtual Depictions adlı heykelini ABD'nin San Francisco şehrinde sergilemiştir. Güvenç Özel, Nasa için Mars Kolonisini tasarlamış başarılı bir mimar ve sanatçıdır. Michael Tyka, Protein moleküllerinin büyülü dünyasını metal ve camdan heykellerle bir sanata dönüştürmüştür. Theodore Spyropoulos, Emotive City adlı eseri ile tüm dünyanın ilgisini çekmeyi başarmıştır. İtalyan illustratör Giulio Rossi, geleneksel tekniklerle başladığı çalışmalarını dijital ortama taşırken yaratıcılığı ve gerçeküstü sanatını da en üst seviyelere taşımıştır.
Bu sanat tekniğini ve sanatçılarını tembel,  yeteneksiz ve yaratıdan yoksun olarak değerlendirmek, bilgisizlikten kaynaklanmaktadır diye düşünüyorum. Zira cahilce yorum yapanlar ve eleştirenler sanmaktadır ki, var olan fotoğrafı basıp sonradan üstünü boyuyorlar ve buna dijital sanat diyorlar. Bunu yapan kişilerde elbet vardır. Nasıl ki fotoğrafa bakarak resim yapanlar yada yapılmış bir resimi kopya yapanlar varsa. Ama biz böyle kişilere zaten sanatçı, ortaya çıkanada eser  demiyoruz. Buradaki çizgiyi çok iyi görmek gerek. Baskı sanatlarını eleştirmek demek, baskı sanatında önemli eserlere imza atmış baskı atölyeleri kurmuş Süleyman Saim Tekcan gibi birçok usta isimlerede haksızlık yapmak demektir.
Sanat sadece resim, resim sanatıda sadece tuval, fırça ve yağlıboyadan ibaret değildir.
Sanat tarihine damgasını vuran Fransız sanatçı Marcel Duchamp, hemen her yerde, hemen her şeyle sanat yapılabileceğini iddia etmiş ve bir dükkandan aldığı pisuarı sergileyerek, sanat konusundaki tartışmaları alevlendirmiştir.
Farklı teknik ve tarzlarda çalışan, teknolojiyi kullanan sanatçılarda tembel, yeteneksiz yada daha az yetenekli değil, tam tersine gelişime ayak uyduran, yeniliklere açık ve yenilikleri deneyen kişilerdir ve bu kişiler yaratıda sınır olmadığının önemli göstergesidir. 

3 Kasım 2016 Perşembe

RESSAM HÜSEYİN ÖZNÜLÜER İLE SÖYLEŞİ

RESSAM HÜSEYİN ÖZNÜLÜER
 
SÖYLEŞİ 

Önemli Sanatçılarımızdan Ressam Hüseyin Öznülüer ile sanatı, bakışı ve toplumda sanat üzerine söyleşi

Biraz kendinizi anlatırmısınız

- 2013 yılına kadar özel atölyemde 2013 ten sonra ise Erzincan Üniversitesi'nde Öğretim Üyesi olarak hem öğrenci yetiştirmeye hem de  kendime ait resimler yapmaya çalıştım. Bu süreçte öğretirken öğrenmenin güzelliğini anladım. 2005 yılında Erzurum'da bir ilk olan Eylül Güzel Sanatlar Derneği'ni kurarak bölgemizde sanatın gelişmesi için Ulusal ve Uluslararası birçok sanat projesi gerçekleştirdim. Sanat benim için hiçbir zaman bıkmadığım ekmek gibi su gibi yaşamın ta kendisidir. Sevdiğiniz işi yaparsanız bir gün bile çalışmazsınız diyen bilge, muhtemelen bizler gibi çalışmayı büyük mutluluk olarak algılayanlar için söylemiştir.

Eserlerinizde alışılmış tarzlardan çok farklı  bir tarz görüyoruz. Tarzınız ve tekniğiniz hakkında bilgi verirmisiniz.

- Sanatın en büyük güzelliği, sanatçının kendi karakteriyle hareket etmesi ve bir formüle bağlı kalmamasıdır. Yapmaya çalıştığım eserlerde de hiçbir zaman tek bir kalıba bağlı kalmadım. Bir sonunun olmadığını bile bile sürekli bir arayış içerisindeyim. İster tuval içinde, isterse dışında farklı materyaller denemek olmazsa olmazımdır.

Özellikle işlediğiniz bir konu varmı, seçtiğiniz konular değişken olabiliyormu

- Tarihimiz her zaman beni etkilemiştir. Bunun için uzunca bir dönem sadece Türk Mitolojisi konulu eserler üretmeye çalıştım. Halen daha kopmuş da değilim. Yaptığım bir kaç eserden birisi mutlaka beni Prototürk’lere götürür .Şimdi ise tablolarımda estetik olarak vazgeçemediğim Kadın ve At figürleri resmetmekteyim.

Son dönemlerde genç kuşak sanatçıların ön plana çıktığını görüyoruz. Sizce Genç Sanatçılara yeterli önem veriliyormu ve Türkiye'de ki sanat ortamını ve izleyicisini nasıl buluyorsunuz

- Ülkemizde genç yeteneklere yeterince sahip çıkılmadığını düşünüyorum ama bunun nedenini ne eski ustalara ne de sadece ustaların eserlerini sergileyen galerilere bağlamıyorum. Evet buda bir sebeptir ama asıl neden bence; Türkiye’de sanata verilen değerdir. Bu şartlarda dahi genç sanatçılar büyük çabalar sonucu ön plana çıkabilirken bir de ülkemizde sanata verilen değerin tatmin edici olduğunu düşünürsek ne ustalara ne de galerilere sahip çıkılma hususunda gerek kalmazdı. Atölyeler artar, yeni galeriler açılır, her sanatçı tatmin olur ve daha verimli çalışmalar yapabilirdi.

Sanatçı kişiliğinizin yanı sıra siz aynı zamanda bir eğitmensiniz. Sanat eğitimini ülkemizde yeterli buluyormusunuz.

- Eğitim sisteminde sanat doğru yere ve zamana konulursa daha doğru olacağını düşünüyorum. Evet, bugün üniversitelerimiz çoğaldığı gibi güzel sanatlar bölümleri bayağı artmaktadır. İlk bakışta sanat adına bunun çok güzel bir durum olduğu sanılabilir. Ama sanat eğitimine ana okulu’ndan liseye kadar önem verilmedikçe, hiçbir yeri kazanamayıp, güzel sanatlarda şansını deneyen öğrencilerin oranı her geçen gün daha da artacaktır.

İleriki dönemlerde planladığınız çalışmalarınız hakkında bilgi verebilirmisiniz.

Bu söyleşiyi yaparken dahi acaba halen şövalemde devam ettiğim resmin şurasına bir şey ilave etsem nasıl olur diye düşünüyorum. Sürekli yeni fikirler çıkabiliyor.  Yer ve zamanın hiç önemi yok. Sanat adına Doğu Anadolu bölgesinde yapmak istediğim sanatsal projelerim var ve nasip olursa 2017 de uygulamaya başlayacağım.

Ulusal Haber - Teşekkür ederiz

21 Ekim 2016 Cuma

RESSAM ZAFER DİLEKÇİ İLE SÖYLEŞİ, ULUSAL HABER, KÜLTÜR & SANAT

RESSAM ZAFER DİLEKÇİ

SÖYLEŞİ

Genç Kuşak Sanatçılarımızdan başarılı Ressam Zafer Dilekçi ile sanatı, bakışı ve toplumda sanat üzerine söyleşi

Biraz kendinizi anlatırmısınız

- Sanat ile tanışmam küçük yaşlarda oldu. En çok mimari yapılar ve karikatür ilgimi çekmişti. Kendimce farklı malzemeler ile denemeler yapmaya başlamıştım. Bu süreç tüm öğrenim hayatım boyunca ilerleyerek devam etti. Sonucunda da bu aşk beni resim okumaya kadar getirdi. Üniversite dönemimde beni en çok heyecanlandıran ve Sanata bakışıma anlam katan katıldığım sergiler ve yarışmalardır.
Yine aynı dönemde önemli karikatür dergilerinde yayınlanan karikatürlerim motivasyonumun hızla artmasına etken oldu. Şu an aynı zamanda bir eğitmen olarak maneviyat ve tecrübelerimi öğrencilerime aktarıyorum. Sanat sürekli üretmeyi, yenilenmeyi ve değişmeyi gerek görüyor. O yüzden sürekli olarak iç ve dış dünyamı sorguluyor, aradığım cevapları sanat yolu ile bulmaya ve vermeye çalışıyorum.

Eserlerinizde alışılmış tarzlardan çok farklı  bir tarz görüyoruz. Tarzınız ve tekniğiniz hakkında bilgi verirmisiniz.

- Geometrik soyutlama resimler yapıyorum. Kompozisyonlarımda insan ve hayvan figürlerini sıklıkla kullanıyorum. Bazı seri çalışmalarımda resimlerimi karikatürsel bir çizgi ile bütünleştiriyorum. Bunların yanı sıra iç ve dış mekânsal perspektif resimlerim de bulunmakta.

Özellikle işlediğiniz bir konu var mı, seçtiğiniz konular değişken olabiliyor mu

-  Özellikle işlediğim konular insan merkezli. Gözlemlediğim ve etkisinde kaldığım günlük yaşantılara kompozisyonlarımda sıkça yer vermekteyim.

Son dönemlerde genç kuşak sanatçıların ön plana çıktığını görüyoruz. Sizce Genç Sanatçılara yeterli önem veriliyor mu

-  Kesin bir dille belirtmek isterim ki  gereken önem maalesef verilmiyor. Özellikle galeriler isim yapmış kişilere ağırlık verirken istisna durumlar dışında genç ve isimsiz kişileri tercih etmiyorlar. Oysa ki bir galerinin görevlerinden biride gelecek vaad eden isimlere ağırlık vererek uygun platformlarda değerlendirerek önlerini açmaktır. Ama maalesef bunu yapan çok az kurum var. Bu sebeple de isim yapmış kişiler yanında şansları neredeyse yok gibi. Ticari düşünce ön planda tutulduğu takdirde, isim yapmış kişinin eser satışına garanti ile yaklaşım oldukça, gençlerin önü iyice daralmakta. İsim yapmakta size tanınan ve sunulan imkanlar ile olacağına göre birilerinin artık bunun daha çok farkına varması gerekli diye düşünmekteyim. Zira yaşını almış ve hatta üretimi dahi bitmiş kişilerin bir gün gelecek eserlerine de artık piyasa da ulaşılamayacak. O nedenle gençlerin ve üretimi hızla devam eden kişilerin üstüne daha çok düşmek gerekirken yine diyorum ki bu gerçeğin farkında olan maalesef çok az kurum bulunmakta.

Türkiye'de ki sanat ortamını ve izleyicisini nasıl buluyorsunuz
-  Yeterli ve samimi bulmuyorum. Alaylılar, akademisyenler, eğitimciler ve izleyiciler. Felaket... Kendi içlerinde dahi bir ayırım varken ve bütünleşme, dayanışma, birlik olma söz konusu değilken doğal olarak bu durum izleyiciye de geçmekte. Başarının alkışlanamadığı hatta gereken önemin ve değerin verilmediği bir sanat ortamı bulunmakta. İmkanların ve olanakların durumu ise zaten malum ortada.

- Sanatçı kişiliğiniz yanı sıra siz aynı zamanda bir eğitmensiniz. Sanat eğitimi sizce ne durumda

-  Sanat bilinci ve önemi hak ettiği değere sahip olmadığı için, sanat eğitimi de maalesef yeterli durumda değil.

İleriki dönemlerde planladığınız çalışmalarınız hakkında bilgi verebilirmisiniz.

Bir sanatçının sürekli farklı şeyler denemesi ve hatta malzeme konusunda asla sınırlı kalmaması gerektiğini düşünüyorum. Tuvallerimde malzeme çeşitliliğine gitmek istiyorum. Hedefim kavramsal sanat.

Ulusal Haber – KÜLTÜR & SANAT, Teşekkür ederiz


4 Ekim 2016 Salı

SERGİLER ve AÇILIŞLAR - Funda TÜMER, Ressam & Küratör

SERGİLER ve AÇILIŞLAR
Funda TÜMER
Sanatçı ve Küratör için bir serginin açılışı çok önemli ve değerlidir.
En fazla 2-3 saat kadar süren açılış günü sanatçının eserlerini sunduğu gün olmaktan öte bir anlam taşır.
Sanatçının ziyarete gelen sanatseverler ile buluştuğu, birebir iletişim kurabildiği, olumlu olumsuz her tür eleştiriyi bizzat alabildiği ve cevap verebildiği ama en çok da değerli hissettiği gündür.
Yılların emeğinin yanı sıra eserlerinde yaşanmışlıkları, düşünceleri, duyguları, yorumu, bakış açısı gibi en derin birikimleri vardır. Eserlerinin satın alınması, değer bilecek bir sahibe ulaşmasının yanı sıra, sergileyerek geniş kitlelere ulaştırmak bir sanatçı için en büyük gururdur.
2-3 saatten ibaret sanılan serginin çok büyük ve emek verilmiş bir hazırlık aşaması vardır.
Sanatçının verdiği emeğin yanında, çalıştığı küratöründe ciddi bir emeği bulunmaktadır. Aylar öncesinden başlayan bir hazırlık vardır. Konsept çalışması, eserlerin seçimi ve sunumu, salondaki düzen, serginin ismi, metinlerinin yazımı, görsel materyallerin tasarımı, hatta basın duyurusunun ve haberlerinin nasıl yapılacağından tutunda işinin ehli gerçek bir küratör verilecek kokteyl menüsüne kadar akıla gelebilecek her detayı en ince ayrıntısına kadar düşünerek ve planlayarak hazırlar.
Açılış günü bütün bu emeklerden ötürü çok önemlidir. Kalabalık bir kitleyi ağırlamak kadar güzel bir duygu yoktur o an sanatçı ve küratör için. Emeklerinin karşılığını almanın gurur ve mutluluğu bütün yorgunluklarına değmişdir o anda.
Toplumda bir kazanımdır sanat ve sanatçı. 
Bu kazanımda bir köprüdür küratör, sanat kurumu ve galeri.
Bu nedenler ile bir sergi ve açılışı çok büyük önem taşımaktadır. Salonun hangi semtte nerede olduğunun önemi yoktur. Bu büyük emeği görmek ve paylaşmak isteyen için her yer ulaşılabilirdir. Paylaşmak için lütfen sergileri, sanatçıları ve her türlü sanat projelerini takip edelim. Unutmayalım ki güzellikler paylaşıldıkça büyür ve anlam kazanır.

4 Haziran 2016 Cumartesi

''ZAMANDAKİ DÜŞLER'' Ressam PERVİN SARIALİOĞLU Kişisel Sergisi Sanat Severleri ile Buluştu

''ZAMANDAKİ DÜŞLER'' 
RESSAM PERVİN SARIALİOĞLU KİŞİSEL SERGİSİ SANATSEVERLER İLE BULUŞTU
Küratörlüğünü Fine Art Sanat Birliği Başkanı Ressam Funda Tümer'in üstlendiği sergi görkemli bir açılış ile gerçekleşti.
Transparan Sanat Galerisi'nin ev sahipliği yaptığı sergide başta sanat camiasının önde gelen isimleri ve basın olmak üzere birçok konuk yer aldı.

3.Kişisel Sergisini açan Sarıalioğlu'nun eserlerine konukların ilgisi oldukça yoğundu. Sanatçı, eserlerinde kendi duygu ve düşlerinden yola çıkarak, izleyicinin düşlerine dokunmaktadır.
''Zamandaki Düşler'' sergisi ile sezon finali yapan Fine Art Sanat Birliği'nin hazırlamış olduğu farklı konseptteki açılış konuklara renkli bir atmosfer yaşattı.
Sergi 10 Haziran 2016 tarihine kadar izlenebilecek.

7 Nisan 2016 Perşembe

DUYURU VE DAVET "ENGELLERİ AŞALIM", ENAD MERKEZ & MÜJDAT GEZEN SANAT MERKEZİ, Kuratör: Funda TÜMER & Ahmet Serhat BİNGÜL,

Fine Art Sanat Birliği ve Truva Sanat Evi birlikte muhteşem bir projeye imza atıyor. 
ENGELLERİ AŞALIM SOSYAL SORUMLULUK PROJESİ PLASTİK SANATLAR SERGİSİ 
Fine Art Sanat Birliği Başkanı Ressam&Küratör Funda Tümer ve Truva Sanat Evi Başkanı Ressam Ahmet Serhat Bingül öncülüğünde hazırlanan Sosyal Sorumluluk Projesi Plastik Sanatlar Sergisi 15 nisan 2016 da kapılarını açıyor.
Serginin ev sahipligini Müjdat Gezen Sanat Merkezi ( Ankara ) üstleniyor. 
Proje ENGELLERİ AŞALIM adını taşımakta.
Sergide Türkiye'nin birçok şehrinden katılımcı 37 önemli sanatçının 60 a yakın eseri sergilenecek.
Serginin amacı "Sanatçı toplumun öncüsü ve sesidir" den yola çıkarak  ENAD Derneği tarafından yapımı başlatılan Yaşam Merkezi Projesi'ne dikkat çekerek destek olmak ve engelli bireylerimizin topluma katılarak bizlerle eşit şartlara sahip olabilmelerine yardımcı olabilmek.
Serginin açılışında Funda Tümer tarafından hazırlanan ve yapımcılığını PİAR DNA Görsel Yapım Hizmetleri'nin üstlendiği bir de kısa film gösterimi gerçekleşecek.
Sergi 22 Nisan 2016 tarihine kadar izlenebilecek. 

31 Mart 2016 Perşembe

Merve KEZİK ''PERDENİN ARKASINDAKİ GERÇEK'' Kişisel Segisi SANATSEVERLER'le Buluştu

MERVE KEZİK ''PERDENİN ARKASINDAKİ GERÇEK''
KİŞİSEL SERGİSİ SANATSEVERLER İLE BULUŞTU
,
Küratörlüğünü Fine Art Sanat Birliği Başkanı Ressam Funda Tümer'in üstlendiği sergi görkemli bir açılış ile sanatseverler ile buluştu.
Mustafa Ayaz Vakıf Müzesi'nin ev sahipliği yaptığı sergide başta sanat camiasının önde gelen isimleri ,iş dünyası ve basın olmak üzere birçok konuk yer aldı. Konukların eserlere olan ilgisi oldukça yoğundu. Sanatçı konuklara eserler hakkında bizzat bilgi verdi.
Merve Kezik eserlerinde bizzat bağımlıların ve ruh hastalarının psikolojisini hissederek kendini ve seçtiği modelini resmetmiştir. ''MAVİNİN ÖZGÜRLÜĞÜ&ŞİZOFRENİ'' serisinde bulunan sanatçının otoportre çalışmaları sergide öne çıkan eserleridir.
Sergi 10 Nisan 2016 tarihine kadar izlenebilecek.


29 Mart 2016 Salı

HABER: RESSAM CEREN DEMİRBAŞ'IN ''ANAMNEZ'' SERGİSİ, SANATSEVERLER İLE BULUŞTU...

CEREN DEMİRBAŞ ''ANAMNEZ'' SERGİSİ
SANATSEVERLER İLE BULUŞTU
Küratörlüğünü Fine Art Sanat Birliği Başkanı Ressam Funda Tümer'in üstlendiği sergi görkemli bir açılış ile sanatseverler ile buluştu.

Transparan Sanat Galerisi'nin ev sahipliği yaptığı sergide birçok önemli konuk yer aldı. Konukların eserlere olan ilgisi oldukça yoğundu.
Serginin ana teması ANAMNEZ serisinde sanatçı, farklı insan hikâyelerindeki değişik ruh yansımalarına göndermeler yaparak, her birimizin hatıraları ile bir yerlerde buluşturmayı ön plana çıkarmıştır.
Sergi 07 Nisan 2016 tarihine kadar izlenebilecek.

28 Mart 2016 Pazartesi

MERVE KEZİK, KİŞİSEL SERGİSİ ..."MAVİNİN ÖZGÜRLÜĞÜ & ŞİZOFRENİ"... KAPILARINI AÇIYOR

MERVE KEZİK KİŞİSEL SERGİSİ
MAVİNİN ÖZGÜRLÜĞÜ & ŞİZOFRENİ KAPILARINI AÇIYOR

PERDENİN ARKASINDAKİ GERÇEK
Küratörlüğünü Fine Art Sanat Birliği Başkanı Ressam Funda Tümer'in üstlendiği sergi 30 Mart 2016 tarihinde Mustafa Ayaz Vakıf Müzesi ev sahipliğinde sanatseverler ile buluşacak. Sergi 10 Nisan 2016 tarihine kadar izlenebilecek.
Sanatçı eserlerinde,  figürlerine beyaz gömlek giydirerek yıkık dökük, karanlık, eski mekanlar içinde kurgulayıp tuvaline ışık yoğunluğu ile aktarmıştır. Bizzat bağımlıların ve ruh hastalarının psikolojisini hissederek kendini ve seçtiği modelini resmetmiştir. Buradan yola çıkan sanatçı daha sonra postmodern  dönem  kavramlarının yarattığı kapitalizm politika sebeplerinden çıkan şiddet, hınç, yersiz-yurtsuzlaşma gibi sebeplerin ve halen günümüzde de devam eden siyasi sorunların  insan da yarattığı bunalım, karamsarlık, yalnızlaşma olgusunu ele almaktadır. Bu sorunların bir süre sonra insanda yarattığı psikolojik durumlarının araştırmasına girmiştir. Figürünü zaman zaman perde arkasından gösteren sanatçı toplumun bu hastalara ön yargısını, korkusunu dile getirirken onların bizim desteğimize de ihtiyaçları olduğunu, hasta damgası vurarak dışlamamak gerektiğini anlatmaktadır. Zaman zaman da şizofrenin toplum içinde bulamadığı özgür ortamı belirli noktalarda ki abartılı perspektif açısı ile hayalindeki özgürlüğünü gökyüzü ile birleştirerek bizlere aktarmaktadır. Sanatçı arka fonda seçtiği açık renk içinde ki mavi ve kırmızı patlamalar ile; mavi rengin anlamındaki özgürlüğü, huzuru ve sonsuzluğu ifade ederken, yer yer kullandığı kırmızı ile de fiziksel anlamda hareketliliği, dinamizmi, duygusal anlamda ise mutluluğu, azmi ve kararlılığı ifade etmektedir.

1 Mart 2016 Salı

BEKLENEN SERGİ ::: "BERNA CORDAN' dan Muhteşem Sergi" Cactus & Mulier ( Kaktüs & Kadın )

BEKLENEN SERGİ KAPILARINI AÇTI
BERNA CORDAN' dan Muhteşem Sergi
Cactus & Mulier ( Kaktüs & Kadın )
Kadın anadır, kardeştir, umuttur, güçtür, candır, aşktır da zordur kadın olmak. Dikenlerin üstünde durur da çoğu zaman, belli etmez canının ateşler içinde alev alev yandığını
Küratörlüğünü Fine Art Sanat Birliği Başkanı Ressam Funda Tümer'in üstlendiği sergi 26 Şubat 2016 tarihinde izleyiciler ile buluştu. Sergide Sanatçının özel koleksiyonundan 21 eser sergilenmekte. Katılımın yoğun olduğu sergide eserlere olan ilgi büyüktü.
Cordan eserlerinin ana temasını ‘’Kaktüs’’ oluşturmaktadır. Kadın figürünü ve kadının her tür durum, duygu ve yaşadıklarını ana teması ile buluşturan sanatçı kendine özgü renk tonlamaları ile oluşturduğu eserlerinde özgün tarzını güçlü bir şekilde ortaya koymaktadır.
Sergi 06 Mart 2016 tarihine kadar Galeri Fine Art' ta görülebilecek.

23 Şubat 2016 Salı

GALERİ FINE ART & BERNA CORDAN' dan Muhteşem Sergi Cactus & Mulier ( Kaktüs & Kadın )

BERNA CORDAN' dan Muhteşem Sergi
Cactus & Mulier ( Kaktüs & Kadın ) 

Kadın anadır, kardeştir, umuttur, güçtür, candır, aşktır da zordur kadın olmak. 
Dikenlerin üstünde durur da çoğu zaman, belli etmez canının ateşler içinde alev alev yandığını...
Küratörlüğünü Fine Art Sanat Birliği Başkanı Ressam Funda Tümer'in üstlendiği sergi 26 Şubat 2016 tarihinde izleyiciler ile buluşacak.
Cordan eserlerinin ana temasını ‘’Kaktüs’’ oluşturmaktadır. Kadın figürünü ve kadının her tür durum, duygu ve yaşadıklarını ana teması ile buluşturan sanatçı kendine özgü renk tonlamaları ile oluşturduğu eserlerinde özgün tarzını güçlü bir şekilde ortaya koymaktadır.
Sergi 06 Mart 2016 tarihine kadar Galeri Fine Art' ta görülebilecek.

14 Ekim 2015 Çarşamba

Müjdat Gezen Sanat Merkezi, ANKARA "YANSIMALAR" Sergisi ile Sezonu Açıyor

YANSIMALAR
Duygu ve Düşüncelerin En Güzel Dışavurumu, 
                                 İç Dünyanın En Güzel Yansımasıdır Sanat…
Müjdat Gezen Sanat Merkezi Ankara 23 Ekim 2015 tarihinde önemli bir sergiye ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Sergide Resim ve Seramik Sanatı'nın üç önemli ismi bir araya geliyor.

Seramik Sanatçısı Ersoy Yılmaz, Ressam & Seramik Sanatçısı Funda Tümer ve Ressam Bora Dervişoğlu’nun bir araya gelmesi ile gerçekleşecek olan sergi YANSIMALAR adını taşıyor. ‘’Duygu ve düşüncelerin en güzel dışavurumu, iç dünyanın en güzel yansımasıdır sanat’’ diyor üç usta isim…

Sanatçıların tarz ve teknikleri ise birbirinden muhteşem.

Ersoy Yılmaz eserlerinde seramiğin bir başka dünyası ile tanışmanız mümkün. Sır-Altı Dekor tekniği ile çalışan sanatçı eserlerinde çok farklı bir resimsel çizgi taşıyor. Eserler karşısında seramik ve resim sanatının bu kadar başarı ile bir araya gelmesi karşısında etkilenmemek mümkün değil.

Funda Tümer eserlerinde ise bambaşka bir dünya ile karşılaşıyorsunuz. Serigrafi tekniğini muhteşem bir hale dönüştüren sanatçı ana figürlerde ise bu tekniği fırçası ile birleştirerek harikalar çıkarıyor. Eserlerindeki farklı kompozisyon ve renk geçişleri ile ana temaları olan kadın ve at figürünü kendine özgü bir şekilde yorumluyor ve bu yorum karşısında hayranlık içerisinde kalmamak mümkün değil.

Bora Dervişoğlu eserlerinde ise ara ara kübizm etkilerini görmek mümkün. Hayata dair tüm duyguları renkler ve ana teması kuş figürü ile yansıtan sanatçının eserleri karşısında da hayranlık içerisinde kalmamak mümkün değil. Renklerdeki uyum, figürler arasındaki ilişkiler ve ana temanın kompozisyon içerisine yerleşimi kusursuz.

Sergideki en önemli nokta ise üç sanatçının da resim ve seramik sanatında kalıplaşmış tekniklere karşı gelerek eserlerini hayata katıyor olmaları.

Uzun yıllardır birlikte birçok başarılı projede çalışan sanatçılar ilk defa üçlü bir sergide buluşuyorlar.

Küratörlüğünü Fine Art Sanat Birliği Başkanı Funda Tümer'in üstlendiği sergi 23 Ekim 2015 saat 18.30'da Müjdat Gezen Sanat Merkezi Ankara’da sanatseverler ile buluşacak.

Sergi 6 Kasım 2015 tarihine kadar izlenebilecek.

22 Eylül 2015 Salı

RESİMLERE HAYAT VEREN SANATÇI M.ALPDOĞAN ERCİŞ RESSAM

RESİMLERE HAYAT VEREN SANATÇI
M.ALPDOĞAN ERCİŞ
RESSAM
Genç Kuşak Sanatçılar arasında önemli bir yere sahip olan ERCİŞ eserlerinde, farklı bir tarz ile karşılaşıyoruz. Harekete ve sürece verdiği bağlaşım resimde hem asimetrik oluşumlar hemde diyagonal hareketleri komposizyonunda  tamamlamaktadır. Kullanılan üslup soyut dışa vurumcu olan Pollock tarzında olmasına rağmen kendi resimlerinde figür ve harekete ağırlık vermektedir. Ressam kendi iç dünyasıyla zenginleştirdiği resimlerinde, hareketler yahut renk armonisi olsun, tinsel temalar vurgulamayı ihmal etmemiştir. Figürlerinde anlam kattığı hareketlerle, her bir çalışması için farklı anlatım ifadeleri uygulayarak resimlerinin dilini oluşturmuştur. Resimlerinde zeminde ya fonun kendisini kullanır yada kendi vurgulamak istediği temanın anlatımını aktarması için renklerini seçer.
Sanatçı için, resmin sadece görünüşü değil içsel, özlem, duygu ve düşüncelerin belli estetik kurallar çerçevesinde iki boyuttan üç boyutlu bir düzlem üzerine yansıtılmasına dayanan  aktarımıyla birlikte de denge, hareket, leke, renk ve ışık etkileri, resimsel ögeleri aktarımıyla üslubunu gerçekleştirmektedir. 
Sanatçı bütün bu birleşim dengesi ile eserlerine kendi iç dünyasındaki duygularınıda aktarır ve bunu izleyici ilk bakışında sezmektedir. Ögelerin çeşitli biçimlerde formlarla leke ve renksel temalarla, denge ve anlatım özelliğiyle de bir araya getirilmesi resmin kompozisyonunu oluşturur. Kompozisyon gerçek olgularla beraber gerçek dışı yahut gözlemler sonucu oluşturulmuş konularla, bir öyküyü yada var olabilme beklentisiyle betimlenmiş imgeleri göstermeye olanak verir. Bunlardan dikkate alınan form, biçim, doku, leke özelliklerinden birkaçıdır.
İnsan bedenlerini konu edinen ressam konularındaki temasları beden ve hareket üzerine seçer ve bu sanatçı için önemli bir ayrıntıdır. Resimlerinde anlatmak istediği konuları figürlerin hareket dilleriyle aktaran sanatçı, içinde kopan his, duygu, sevgi, nefret, sıkıntılı zamanlarını vücut hareketlerine dökerek oluşturması resme farklı bir bakış açısı kazandırmayı hedef almaktadır.
Sanatçı eserlerini büyük ebatlarda yapmayı tercih eder.  
Bunun nedenlerinden biriside figürlerinde anıtsallığı aktarmak istemesidir. Hareketlerde anıt özelliği taşımasına özen gösteren ressam, esinlendiği konuları ya kendi belleğinde oluşturur yada denemeler yaptıktan sonra tuvale aktarır. Ara ve ana yönleri belirlemek için ise ya figürlerini destekleyici objeler katar yahut da renk olgusunu artırarak resme biraz daha boyut kazandırır. Akıtma tekniği de kullanan sanatçının her çalışması, bütün denge unsurları ve sanatçı bileşenleri ile bütünleşir.
Bu bütünleşme karşısında izleyici alışılagelmiş resim sanatından uzaklaşarak farklı bir resim anlayışını en ince detaya kadar görebilmektedir.

7 Eylül 2015 Pazartesi

SERAMİK SANATI'NDA FARK YARATAN SANATÇI; ERSOY YILMAZ

SERAMİK SANATI'NDA 
FARK YARATAN SANATÇI
ERSOY YILMAZ
SERAMİK SANATI'NDA FARK YARATAN SANATÇI
ERSOY YILMAZ
Seramik Sanatçısı Ersoy Yılmaz çalışmaları, yüzeysel seramik dekorasyonu, özellikle       ''sır-altı'' tabir edilen teknik üzerinde yoğunlaşır. Geleneksel Çini Sanatı'mız da kullanılan bu teknik, sanatçının çalışmalarında, incelikli ton geçişleri ve kimi zaman suluboya tadında etkiler içeren daha resimsel bir tarza evrilerek Seramik Sanatı'na başka bir boyut kazandırmaktadır.
Eserler karşısında seramik ve resim sanatının bu kadar başarı ile bir araya gelmesi karşısında etkilenmemek mümkün değildir.
Fırçanın kullanılışından başlayan başarı, sır ile bütünleştiği anda ortaya muhteşem bir manzara çıkmaktadır. Her tema ve figürün işlenişindeki en ince detay, esere her bakışta, farklı bir yere götürmektedir.
Sanatçı "tuval" olarak, çoğu zaman kenarları hafifçe kıvrımlı düz, dairesel tabak formlarını tercih etmektedir. Bu formlar için şeffaf, parlak bir sırda karar kıldığı dikkat çekmektedir. Bu iki özelliğin kompozisyonla doğrudan ilişkili olduğu açıkça görülmektedir. Tabağın kenar kıvrımlarında hafifçe eğilip bükülen imge, bir kez de parlak sır üzerinden yansıyan ışıkla değişime uğramaktadır.
İKİLEM'DE DENGE!..
Sanatçı ile özdeşleşen bu özellikler, resim mi- seramik mi ikileminde dengeyi seramik lehine bozar. Kuvvetli işlev çağrışımıyla tabak formu da, diğer yandan oldukça özgün bir tarzla ele alınmış pişmiş-toprak bir nesne ile yüz yüze olduğumuz fikrini pekiştirir.
Sanatçı bu tarzdaki çalışmalarını '' Sır-altı Düşler'' adıyla ilk kez 2010 yılında Ankara'da sergilemiştir. Sergilendiği günden itibaren gerek yurt içi gerekse yurt dışında başta İtalya olmak üzere büyük ilgi görmüş ve önemli koleksiyonlardaki yerini almıştır.
Sanatçı'nın eserleri kadar eserlerine verdiği isimlerde dikkat çekmektedir. ''Meşhud'', ''Mütebessim''  en dikkat çekenlerinden birkaç örnektir.
Teknoloji ve hız... 
Belirli dönemlerde farklı temalar işleyen sanatçı yeni konseptini '' Teknoloji ve hız insanı bireyselleştiriyor, yalnızlaştırıyor ve kendi içine hapsediyor. Bu korkunç tempo içinde insan düşünemiyor, derinleşemiyor. Nasıl derinleşsin ki, bir Fransız düşünürün dediği gibi "düşünmek için durmak gerekir". Kan ter içinde koşan insan düşünebilir mi? Çalışmalarımda eşyaya bakışı, ama sükunet halindeki insanın bakışını yakalamaya çalışıyorum. Masadaki bir bardak çay ya da demlik, hem bir eşyaya dalıp gitmiş derin bakışları, hem de teknolojiyle izole edilmiş yalnız insanı simgeliyor.'' ifadesi ile anlatmaktadır.

24 Ağustos 2015 Pazartesi

TRT BELGESEL KANALI'NDA MUHTEŞEM YAPIM: "BİR KOŞU TÜRKİYE"

TRT BELGESEL KANALI'NDA MUHTEŞEM YAPIM
BİR KOŞU TÜRKİYE
Program; başta konusu, çekimdeki teknik alt yapısı ve başarısı ile Belgesel dalındaki yapımlara farklı bir tat getiriyor. 
İki genç sporcu Çağman Çatay ve Romeo Sweat eşliğinde Türkiye'yi dolaşıyor ve ülkemizin tarihi ve turistik değerlerini farklı bir bakış açısı ve estetik ile muhteşem bir şekilde ekrana taşıyor. 
Sokak koşucusu iki sporcunun performansları görülmeye değer bir başarı sergiliyor. Aynı başarı programın her karesinde en ince detayı düşünülerek seyirciye aktarılıyor.
Yapımcılığını Cemil Yavuz, Kerim Ayyıldız ve Taha Ekinci'nin üstlendiği programın yönetmeni Mecit Dölek.
Beşinci bölümünü tamamlayan Bir Koşu Türkiye başarılı ekibi ile çekimlerine devam ediyor.